DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Mithat ÜNAL (Kırık Kalem)
Mithat ÜNAL (Kırık Kalem)
Giriş Tarihi : 05-12-2020 13:18
Güncelleme : 05-12-2020 13:21

Sessiz Çığlığa Çeken Dev Mikro Düşman Korona


Etraf yemyeşil, hava günlük güneşlik. İnsanlar  gönüllerince eğleniyor. Ufuk alabildiğince berrak.  Herkesin mutluluğu yüzünden okunuyor. Tanıyan tanımayan, güler yüzle birbirin selamlıyor. Oyun kuran takımdaki insanlar bir birilerini, devre arasındaki sohbet faslında tanıyor.  Bir tarafta körebe, diğer yanda çelik çomak, bir yanda beştaş, saklambaç oynayan çocuklar, biraz sonra yaşanacak mangal keyfi için hazırlık yapanlar.  Eksiklerini birbirinden tamamlayan ama ilk kez o uçsuz bucaksız yeşil aşanda tanışan insanlar….
Hani çizgi filmdeki tavşanın bahçedeki havuçları yerin dibinden bir bir çektiği çizgi filmi hatırlarsınız.  Bugs Bunny….
O güzelim günlük güneşlik ortamda yem yeşil çimenlikte insanlar mutlu mesut yaşamlarına devam ederken, Doğudan bir haber geliyor.  Öldüren hastalık….
Kimsenin aldırdığı yok.
Aradan belli bir zaman geçiyor, bu doğudan gelen çığlığa az da olsa durup kulak verenler var. Ama herkes ortamın rahatlığına kendini  öyle bir kaptırmış ki, pekte o sesin uyarılarını dikkate alan yok.  Derken uçsuz bucaksız o yem yeşil alanın  bir yerlerinde meçhul bir hareketlenme başlıyor. Belli ki bir olumsuzluk var.  Birisi yerde sere serpe yatıyor….
- Az önce bir şeyi yoktu.  
-Sadece ateşi yükselmişti…
-Top oynuyorlardı oysa…
Neyse geçer birazdan…
-Sen kenarda bir yerde biraz dinlen…
 Oyuna devam ediyorlardı. Mangal hazırlıkları da sürüyordu.
Güneş gülüyor, insanlar ortamın rehavetinde rahatlıklarından ödün vermiyor….
 Aradan zaman geçti. Mangalların kokusu etrafı çıldırtıyordu. Bir taraftan sofralar kurulmuştu. Oyunlar bırakıldı sıra yemek faslına geldi….
Onun ateşinin yükseldiğini kimse fark etmiyordu. Nasılsa az sonra iyileşirdi. Sofraya davet ettiler.
‘İştahım yok.’Diyerek reddetti.
Arkadaşları  karınlarını doyurduktan sonra bir süre daha oyuna devam ettiler.  O öylece yatıyordu.
Az sonra öyle bir titreme geldi ki, fark edilmemesi mümkün değildi. Acil ambulans çağırdılar ve hastaneye götürdüler.
-Doktor bir şey yok dedi.’ Korkulacak bir şey yokmuş.
Yeşil alanın başka yerindekiler devam ediyordu oyunlarına, mangallarına…
Derken başka bir yerde başka bir hareketlenme başladı.   Başka bir yerde başka bir telaş…
Doğudan gelen sesin ne anlattığını anlamaya başladıklarında o yeşillik alanı yerde yatan, titreyen ambulanslarla hastaneye taşıyan ambulanslar kaplamıştı. Mutlu ortamın, huzurun ve tebessümün yerini, telaş, endişe, şaşkın koşuşturmalar almıştı. Etrafı gizemli bir korku sarıyordu.  
Ambulansların yönlerini başka hastanelere yönelttiğini gördüklerinde, artık mevcutlarda yer kalmadığını anlamışlardı.
Maalesef ilk giden hastanın vefat haberi ile korkunun dozu arttı. Yeşil alanda yerde yatanlar, titreyenler, ölenler….
Artık o berrak ufkun yerini kara bulutlar kapladı. İnsanları içinde kurşun gibi bir korku, sıralı mezarlar. Kısıtlamalar sokağa çıkma yasakları ve genel tedbirlere rağmen önüne geçilemeyen bir salgın….
Bugün o yerde yatan 50 bilyon insanın 1,5 milyonu artık aramızda yok. Tıpkı yeşillik alanda oyunlar oynarken rahatlığı rehavetinde uymadığımız uyarılar, almadığımız tedbirler, tıpkı  bahçedeki havuçları  bir bir yerin dibine çeken tavşanın yediği havuçlar gibi gidiyoruz. Umudumuz olan aşıların güvenilirliğini anlamak için önümüzde en az bir 6 ay var diyor uzmanlar. 
Umarım ki bu yazıyı okuyanlardan olursunuz  veya potansiyel okuma ihtimali olanlardan. Ya da okumasanız da, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür yaşayanlardan. Umarım koronanın dünyamızdan def olup gittiğini görenlerden oluruz. Tüm insanlık olarak. Onun için bilenlerin uyarılarına dikkat edelim, uyalım.
Kafamızda Acabalar olsa bile, ‘YA DOĞRUYSA?’ sorusunun cevabını bulana kadar tereddütsüz, maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyalım. Lütfen sayıya takılmayalım. Bir olmuş bin olmuş milyon olmuş hiç önemli değil. Bu dünyadan giden bir canın sebebi biz olmayalım. Umursamazlığımız bizi yakınlarımızın, anamızın, babamızın, kronik bir yakınımızın, daha doğrusu bir insanın katili yapmasın. Allah bu belayı tüm insanlığın üzerinden uzak eylesin. O Yeşil alanlar, parlayan güneş, pırıl pırıl pırıl ufuklar geri gelsin. AMİN….
Hoşça Kalın…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
İBB Ekrem İmamoğlu Adalar
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Advert
Betpas

1xbet Restbetbetpas giriş
 restbet
   betpas
   restbet.com