DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mithat ÜNAL (Kırık Kalem)
Mithat ÜNAL (Kırık Kalem)
Giriş Tarihi : 13-12-2020 12:33
Güncelleme : 13-12-2020 12:45

Buzullar,  Virüsler ve 60 Yıllık Corona

Bugün akşamleyin bir telefon geldi…. Açtığımda, fark etmeden yüzümün gülümsediğini fark ettim. Nasıl oluyor demeyin bazı şeyler olur ama fark ettiğinizi de fark etmezsiniz işte öyle bir şey. Çünkü güzel kızım karşımda gülüyordu.  Neşeli kızım, adı gibi neşeliydi ve telefonun ekranını da neşelendiriyordu. Kocaeli üniversitesinde okuyor. Bu Ocak ayında mezun olacak. Koronayı atlatmış ama bizim korkacağımızı düşünerek anlatmamış bile. Aradan aylar geçtikten sonra anlattı. Akşamleyin biraz hoşbeşten sonra konu döndü dolaştı yine Coronavirüse geldi.  Nasıl oluyor, nereden geliyor… Çünkü Yuhan kenti kaynak gösterilse de oraya nereden geldiği daha bilim dünyasında netlik kazanmış değil. Tıpkı sıtma gibi.... Sıtma sivri sineğin ısırmasından bulaşıyor ama şu anda kesin bir kaynağı yok. Sivrisinek sadece taşıyıcı. Derken, Neşe, akademik üstünlüğünün avantajı ile, beni şaşırtan bir cümle kullandı.
-Baba, Coronavirüsün kaynağı küresel ısınma olabilir mi?’ dedi.
-Nasıl yani?
-Çünkü küresel ısınma nedeni ile onlarca eksi derecede öylece bekleyen binlerce belki de milyonlarca virüs serbest kalıyor. Şu anda Coronavirüsün çıkış yeri olan Yuhan kenti de balıkçılıkla geçimini sağlayan bir yer. Serbest kalan virüsler balıklara onlardan da insanlara geçer. Belki de bu yıllardır böyledir de yeni fark edilmiştir.
Neşe’nin bu fikri üzerine internette küçük bir gezintiye çıktım, BBC News Türkçe sayfasında ilginç bir araştırmaya ulaştım. 10 Mayıs 2017’de yayınlanan DERGİ - Buzullarda saklı hastalıklar yeniden canlanıyor  başlıklı yazıda tam da bu konuya değiniyordu.
Yüzyıllardır buzullar ve donmuş toprak tabakası içinde etkisiz duran bakteri ve virüsler, iklim değişikliği ile ısınan yeryüzünde yeniden tehdit oluşturabileceğine dikkat çekiliyordu. Dikkat çekilen bir konu da ‘Yüz yıl kadar önce Alexander Fleming penisilini bulduğundan beri antibiyotik kullanıyoruz. Buna karşılık bakteriler de antibiyotiğe karşı direnç geliştirecek şekilde evrildi.
Aradaki mücadele devam ediyor.’ Denilerek tıpkı insan oğlunun vücudumuzdaki enfeksiyonlara karşı verdiğimiz antibiyotiklere karşı da virüslerin kendisini sürekli yenileyerek dirençli hale gelmesiydi.
Hisar Hospital Intercontinental Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Gözüküçük, Coronanın 60 yıl öncesinde fark edildiğini söylüyor. Bu zamana kadar hiç bu şekilde ölümcül olduğu tesbit bedilmemişse,  Coronanın 60 yıl sonra bu kadar ölümcül olmasının yukarıdaki antibiyotik tezi ile bir açıklaması olabilir mi?
Hadi bütün bunlar artık yaşamımızın bir parçası oldu. Diyelim Korona da öyle. Peki Neşe’nin dediği gibi, buzullar erimeye devam ediyor. Bilim Dünyası ortaya çıkabilecek milyonlarca virüse karşı ki bunların  birçoğunu bağışıklık sistemimiz tanımadığı için ölümcül sonuçlar doğurabilir, bir araştırma ve olası kötü sonuçları önlemek için bir çalışma yapılıyor mu?
Bence insanlığın artık, saha çok ölüm saçmak için silah projeleri geliştirmeyi, silah üretmeyi, birbirlerine senin füzen daha kısa menzilli, benim füzem daha uzun menzilli demeyi bıraksın da insanlığın yaşamını kurtarmak için çalışma başlatsın. Öldüren vahşiler olma yarışından, insan olma erdemliliğine ulaşsın…
Bakın 3 milyonu bir araya geldiğinde bir buğday tanesi kadar büyüklüğe ulaşamayan Corona bütün Dünya’yı dize getirdi. Bilim dünyası ne diyor, aman ha maske takın daha aşıyı bulamadık. 60 yıl geçmişi olan bir virüs olduğunu içinizden bir uzman doktor açıklıyor. 60 yıl dile kolay.
Ey insanlık, ey insan nesline hesap veremeyeceksin bu gidişle….
Hoşça kalın…

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
İBB Ekrem İmamoğlu Adalar
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Advert
Betpas

1xbet Restbetbetpas giriş
 restbet
   betpas
   restbet.com