DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Mehmet Gümüş
Mehmet Gümüş
Giriş Tarihi : 31-12-2020 17:28

BESMELE (Ümmet-i Muhammed'i tanımanın bir alâmet-i fârikasıdır.

(Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım)
     Kur’an-ı Kerim’de iki türlü besmele vardır. Birisi, sûre başlarında yazılan ve sûreden bağımsız olarak bulunan besmele, diğeri Neml Suresi’nin 30. ayetindeki besmeledir. Neml Suresi’ndeki besmelenin bu sûrenin bir parçası olduğu açıkça bilinmektedir. Bundan dolayı besmelenin Kur’an âyeti olduğunda şüphe yoktur. Bu durum, açık tevâtür ile âlimlerin ittifakıyla kesin olarak bilinmektedir(1)
     Süleyman (a.s.) Yemen’de Sebe denilen bir kavmin kraliçesine yazdığı mektubuna, “Rahman ve Rahim” olan Allah’ın adıyla başlamıştır.(2) Besmele, Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ’nın indirdiği ayetlerdendir. Süleyman (a.s.)’dan sonra özellikle bu ümmete has kılınan bir sözdür.(3) Hz. Peygamber bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Davud oğlu Süleyman (a.s.) ve benden başka hiçbir peygambere indirilmeyen bir âyet bana indirildi. Bu âyet “Bismillâhirrahmânirrahim”dir.”(4)
     Sunacağımız şu hadisler, besmelenin önemini, Müslüman’ın işlerine nasıl başlaması gerektiğini güzel bir şekilde izah etmektedir.
“Besmele ile başlanmayan her önemli iş sonuçsuz kalır”(5);
“Besmele her kitabın anahtarıdır.”(6)
     Besmele hakkında âyetler ve hadislerin sunduğu mesajın şuuru ile Müslümanlar, meşrû olan bütün işlerine besmele ile başlamaktadırlar. İşlere Allah adıyla başlamak ne kadar güzel bir davranıştır.
    İslâm kültürü, bir kimsenin her işe Allah adı ile başlamasını gerekli kılar. Eğer bu bilinçli bir şekilde ve samimiyetle yapılırsa şu üç güzel sonucu doğuracaktır:
    Birincisi, bu kişiyi kötülükten uzak tutacaktır. Çünkü Allah ismi, onu kötü bir niyet veya bir davranıştan alıkoyarak bu konuda düşünmesini sağlayacaktır.
    İkincisi, kişi meşrû bir işe başlarken Allah’ın adını anarsa, onun her hareketi tabiatıyla Allah'ın rızasına uygun olacaktır.
    Üçüncüsü, o kişi, Allah’ın yardım ve nimetleriyle karşılaşacak ve Şeytanın aldatmalarından korunacaktır. Çünkü kim Allah’a yönelirse, Allah da ona yönelir.(7)
    Besmelede geçen “Allah”, gerçek ilâhın özel ismidir. Kur’an, bize bu en yüce ve en büyük zatı, eksiksiz sıfatları, güzel isimleriyle tanıtmakta, bizim ve bütün kâinatın O’na olan ilgi ve alakamızı bildirmektedir. Kâinatı ve bütün varlıkları yaratan, devamlarını ve olgunlaşmalarını temin eden yüce ismin sahibi Allah’tır. “Allah” yüce ismi, Allah’ın yüce zatına dalalet eden, O’na ait olan özel bir isimdir. Allah, hakkiyle tapılacak olan yüce Zatın ismidir.(8)
    Besmelede en önemli husus, Allah’ın ismini okumak ve onu, girişilecek işten önce zikretmektir. Bu öne alma, yardımın yalnızca Allah’tan isteneceğini ve manayı yalnızca O’na ait kılmak içindir. Çünkü bilindiği gibi her millet, en önemli işine, büyüklüğüne inandığı bir isimle başlar. Arap müşrikleri de sözlerine veya işlerine “Lât’ın ismi ile”, “Uzza’nın ismi ile” gibi putlardan birinin ismi ile başlarlardı. İnsanlar arasındaki alışveriş ve diğer işlerde, özellikle açılış törenlerinde ve özel programlarda “filancanın adına, filanın şerefine” gibi bunun değişik örneklerini görürüz. İşte besmelede de fiilin (yapılacak işi ifade eden fiilin) cümlenin sonuna bırakılarak Allah’ın isminin öne alınması, bütün bunları reddetmek ve başlamayı yalnız Allah’ın ismine tahsis etmek içindir. Besmele, “Ne kendim ve ne de başkası yani, akla gelebilen hiçbir isim ile değil, ancak yüce Allah’ın ismi ile şu işime başlarım, başlıyorum”demektir.(9)
    Yapılan bu izah, dikkate şayandır. Müslüman, yapacağı bütün işlere, her çeşit faaliyetlere, programlara öncelikle Allah’ın adıyla yani, besmele ile başlamalıdır. Müslüman vereceği konferansta, yapacağı hitapta, katılacağı açık oturumda, panelde, sempozyumda, kültürel ve sosyal etkinliklerin tümünde, özel ve tüzel merasimlerde hep besmeleyi öne geçirmeli, besmeleyi başlangıç yapmalı, besmeleyi baştacı kılmalıdır. Çünkü besmele Allah’a saygının, Allah’a sevginin ve Allah’a itaatin bir ifadesidir.
    Bir Müslüman besmele ile “şu işe başlıyorum” derken; “ben bu işi kendim için değil, Allah adına, O’nun emri ile ve ancak O’nun için yapıyorum” demiş olur.
    Her işe Allah’ın adıyla başlanması, İslâm’ın âdâbındandır. Bu gerçek, ilk olarak indirilen Kur’an-ı Kerim’in: “Yaratan Rabbinin adıyla oku”(10) âyetinde Allah Teâlâ tarafından bildirilmiş ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’e talim edilmiştir
    Her varlık, varlığının sırrını Allah’tan alır. Her şeye, her varlığa hayat veren O’dur. Her şey O’nun iradesi ile başlar ve son bulur. Her başlangıç, her hareket, her yöneliş O’nun dilemesiyle ve takdiriyle meydana gelir. Bu açıdan, her şeye O’nun ismi ile başlamak, her meşrû işi O’nun adını anarak yapmak, Müslümanın temel hedefi ve gayesidir.
    Mevlid'i Şerifin müellifi Süleyman Çelebi, mevlidine “Allah” adıyla başlayarak, İslâm terbiye ve geleneğinin en güzel numunesini sunmuştur.
Allah adın zikredelim evvelâ
Vâcip oldur cümle işte her kula

Allah adın her kim ol evvel ana
Her işi âsan eder Allah anâ

Allah adı olsa her işin önü
Hergiz ebter olmaya ânın sonu.
    Besmele, Allah’ı anmanın, Allah’a itimat ve dayanmanın, Allah’a güvenmenin, Allah’tan yardım istemenin, Allah’a teslim olmanın, Allah’ın rahmetine ve esirgemesine talip olmanın ve sığınmanın bir ilanı ve ifadesidir. Mü’min her faaliyetinde, her hareketinde, her işinde sadece Allah’ın yardımına güvenir ve O’nun rahmetini ve esirgemesini umar.
    Mü’min yemesine, içmesine, okumasına, konuşmasına, oturmasına, kalkmasına, yatmasına, uyumasına, hep besmele ile başlar. Besmele, mü’mine lütfedilen ilâhî bir anahtardır. Mü’min, dünyevî ve uhrevî bütün işlerinin kapısını bu anahtarla açar. Ebedi saadet ve mutluluğu kazandıracak maddî ve manevî tüm işlerin şifreleri, bu anahtarla çözülür. İman, ilim, irfan, ahlâk, fazilet ve kısacası insanı kemale erdiren bütün değerlerin kapıları onunla açılır.
    Müslüman mabedine, evine, işyerine, dükkanına, fabrikasına, okuluna, kışlasına girerken, dükkanını açarken, sözüne, konuşmasına, dersine başlarken, bağında bahçesinde, bürosunda ve iş yerinde çalışırken besmeleyi terennüm etmeli ve onu bir hayat tarzı haline getirmelidi
Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya ne güzel söylemiştir:
"Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet, Muhammed ümmetiydi."(11)
    Evet, besmele Ümmet-i Muhammed’i tanımanın bir alâmet-i fârikasıdır. Bu ümmet, yeryüzünde bu kutsal cümle ile tanınır. Bu kutsal cümle, onu hem bu dünyada hem de öbür dünyada aziz, üstün ve şerefli kılacaktır.
    Böyle bir kutsal cümleyi, Müslümanın hiç dilinden düşürmemesi ve bütün meşrû işlerini O’nun kılavuzluğunda yapması gerekir. O’nun adını, her şeyden önce söylemenin, hatırlamanın yolu, besmeleyi gönüllere nakşetmekten geçer. Gönüllere nakşedilen besmele sayesinde Müslüman, her an Allah’ı anar ve O’ndan hiçbir şekilde gafil olmaz. Müslüman, gaflet uykusundan ancak besmelenin bereketi ve ilhamı ile uyanır. 

 kaynaklar:
1- Elmalılı, Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul, 1971, I, 15.
2- Bkz. Neml, 22-30.
3- Bkz. Kurtubi, Ahkâmu'l-Kur'an, Beyrut, 1993, I, 88.
4- İbn Kesîr, İsmail b. Ömer, Tefsiru'I-Kura’n’il- Azim, İstanbul, 1984, I, 33.
5- Feyzu’l-Kadir, V, 13.
6- Feyzu’l-Kadir, III, 191.
7- Mevdudî, Tefhim’ul- Kur’an, trc. Komisyon, İstanbul, 1996, I, 40.
8- Bkz. Elmalılı, I, 18-19.
9- Elmalılı, I, 39-40.
10- Alak, 1.
11- Arif Nihat Asya, Dualar ve Âminler, İstanbul, 1990, s.63

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
İBB Ekrem İmamoğlu Adalar
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Advert

1xbet

Restbetbetpas giriş
 restbet
   betpas
   restbet.com