YEREL
Giriş Tarihi : 06-03-2021 12:52   Güncelleme : 06-03-2021 12:55

Türkiye'nin Tüm Ağaçlarını Bir Kitaba Sığdırdılar: ″Ağaçlar Da Kayıt Yapıyor″

Orman Botaniği Uzmanı Prof. Dr. Ünal Akkemik, yeni çıkardıkları "Türkiye'nin Bütün Ağaçları ve Çalıları" kitabını, "Hiç düşündünüz mü? Oksijeni ciğerlerimize her çekişimiz yeni bir başlangıç. O temiz havayı yaşlı bir ağacın gölgesinde aldığımızdaki mutluluğu, güven duygusunu; ağaç deyip geçmemek gerek. Güzelliğin, sağlığın, suyun, gücün ve huzurun simgesidir ağaç” sözleriyle özetledi. İstanbul Üniversitesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akkemik, 21 bilim insanın hazırladığı kitapta Türkiye'deki her ağacın yer aldığını belirterek, "Örneğin bin yaşında bir ağaç düşünün, bin yıldır orada duruyor. O ağaç bin yıldır kayıt yapıyor aslında. Bir nehir yatağındaysa, o nehir yatağı değişmiş mi? Bir yamaçta ise hangi yıl kurak geçmiş, hangi yıl yağışlı geçmiş, yangın geçirmişse hangi yıllarda geçirmiş? Bütün bunları yaş halkalarında kaydediyor" diyerek bu alana dikkat çekti..

Türkiye'nin Tüm Ağaçlarını Bir Kitaba Sığdırdılar: ″Ağaçlar Da Kayıt Yapıyor″

Haber:Dilan KUTLU - Kamera: Naif KAÇMAZ

Orman Botaniği Uzmanı Prof. Dr. Ünal Akkemik, yeni çıkardıkları "Türkiye'nin Bütün Ağaçları ve Çalıları" kitabını, "Hiç düşündünüz mü? Oksijeni ciğerlerimize her çekişimiz yeni bir başlangıç. O temiz havayı yaşlı bir ağacın gölgesinde aldığımızdaki mutluluğu, güven duygusunu; ağaç deyip geçmemek gerek. Güzelliğin, sağlığın, suyun, gücün ve huzurun simgesidir ağaç” sözleriyle özetledi. İstanbul Üniversitesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akkemik, 21 bilim insanın hazırladığı kitapta Türkiye'deki her ağacın yer aldığını belirterek, "Örneğin bin yaşında bir ağaç düşünün, bin yıldır orada duruyor. O ağaç bin yıldır kayıt yapıyor aslında. Bir nehir yatağındaysa, o nehir yatağı değişmiş mi? Bir yamaçta ise hangi yıl kurak geçmiş, hangi yıl yağışlı geçmiş, yangın geçirmişse hangi yıllarda geçirmiş? Bütün bunları yaş halkalarında kaydediyor" diyerek bu alana dikkat çekti.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan ve aynı zamanda kitabın editörlüğünü yapan Prof. Dr. Akkemik, “21 bilim insanı bir araya gelerek, bulduğumuz ilk fırsatta yanına, gölgesine koştuğumuz ağaçları ve çalıları sizlere tanıtmaya, onları yapraklarından, genel görünüşlerinden, çiçek ve meyvelerinden nasıl tanıyabileceğimizi renkli görsellerle birlikte anlatmaya çalıştık” diye konuştu. Prof. Dr. Akkemik, ANKA Haber Ajansı’na konuyla ilgili şu bilgiyi verdi:

“HER AĞACI BU KİTAPTA BULABİLİRSİNİZ”

“Birçok ülkeye gittiğiniz zaman sadece birkaç türden oluşan monoton yapı vardır. Türkiye’ye geldiğiniz zaman yüz metrekarelik bir alanda bile 20’ye yakın ağaç türünün bir arada yaşadığını görürsünüz. Bu kitap, dağlarında dolaştığımız, büyük ve kısa boylu ağaçları çoğumuzun dikkat etmediği dikenli bir bitki veya çalıların hepsini kapsıyor. Çünkü bunlardan bazıları sadece Türkiye’ye özgü olabilir. Ülkemizde 87 tane endemik odunsu bitki var. Dağlarımız, kırlarımız ve ovalarımızda böyle bir zenginlik varken kent içerisinde veya herhangi bir parktaki ağacı da bu kitapta bulabilirsiniz.”

“ARTIK KADIKÖY’DE, KADIKÖY ÇİĞDEMİNİ GÖRMENİZ MÜMKÜN DEĞİL "

Kitabın hazırlanma süreci 2 yılı buldu. Kitabın içerisindeki bazı fotoğrafları 20 yıl önce çekmişiz. Bazı bölgelere 20- 25 yıl önce gitmişiz. Geçen zaman içerisinde bu türlerin çoğu kaybolmadı ancak yaşam alanları çok daraldı. Örneğin adını Kadıköy’den almış Kadıköy çiğdemini bugün Kadıköy’de görmeniz mümkün değil. İstanbul’da 2 bin 500’e yakın bitki çeşitliliği var. Eskiden bu bitkiler İstanbul’un tamamına yayılmış vaziyetteydi, ama kentleşmeyle beraber alanı sürekli kuzeye doğru sıkıştı. Türkiye'nin bitki çeşitliliğinin Avrupa'yla kıyaslandığında çok zengin ve bunun nedeni de taşlık kayalık alanlarımızın çokluğu, çok değişik ekosistemlerin varlığı, kumulların, farklı yapılardaki ormanların bulunmasındandır.

“ISPARTA’DA 17 KEZ YANGIN GEÇİREN AĞAÇ VAR”

“Son zamanlarda bana biraz fantastik de gelen, bilimsel olarak kanıtlanmamış, ama gerçeklik payı olan birçok makale var. ‘Ağaçlar sosyal varlıklardır’ aralarında iletişim var. Özellikle kök yoluyla iletişim var.  Fakat ağaçların şöyle bir özelliği daha var; ağaçlar doğada, açık alanda büyük bir yaşam mücadelesi verir. Bu mücadele daha tohumun çimlenmesiyle başlar, ömürleri boyunca kuraklıklar, kıtlıklar, yangınlar geçirebilir. Örneğin Isparta’daki bir karaçam ağacının 17 kez yangın geçirdiğini tespit ettik. Düşünün 17 kez yangın geçirmiş ve hala ayakta ve sağlıklı. Bu ağaçlar sandığımızdan çok daha güçlü ve dirençliler. İnsanlarda da öyle değil midir? Daha zor koşullarda yaşayanlar daha dirençlidir.

"AĞAÇLAR KAYIT YAPIYOR"

Ağaçlara bakış açımız çok değişiktir. Ben bir bilim insanı olarak ağaçlara bilimsel bir obje ve aynı zamanda bir yaşam kaynağı olarak bakarım, çünkü ağaçlar kökleriyle bağlı oldukları yerde sürekli kayıt yapar. Örneğin bin yaşında bir ağaç düşünün, bin yıldır orada duruyor. O ağaç bin yıldır kayıt yapıyor aslında. Bir nehir yatağındaysa, o nehir yatağı değişmiş mi? Bir yamaçta ise hangi yıl kurak geçmiş, hangi yıl yağışlı geçmiş, yangın geçirmişse hangi yıllarda geçirmiş? Bütün bunları yaş halkalarında kaydediyor. Biz bunları inceleyerek bilimsel çalışmalar yapıyoruz. Ağaç bir yaşam kaynağıdır. Temiz tatlı suyun depolandığı ve nehirlerin oluştuğu kaynak ormandır."

"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ YÜZÜNDEN BİRÇOK AĞACI KAYBEDECEĞİZ" 

Ağaçların insan psikolojisinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Ne zaman bir ağaç gölgesine otursak bir rahatlama hissederiz. Bir de büyük bir ağaç gölgesi ise hem güven verir hem de rahatlatır bizleri. Dikkat ederseniz özellikle Anadolu kahvehanelerinin üzerinde mutlaka yaşlı bir çınar ağacı vardır. En güzel sohbetler orada yapılır ve en güzel çaylar da orada içilir.

BM Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) belirttiğine göre orman miktarı Türkiye’de yaklaşık 14 milyon hektar. Türkiye’de iklim değişikliği gerçeği var. İklim değişikliği sandığımızdan daha hızlı ilerlediği için ormanlarda bozulma olabilir. Belki de iklim değişikliği yüzünden birçok ağacın yaşam alanları kaybolacak ve yeni alanlara yayılamadan kaybolacak. Bugünlerde özellikle ‘fıstık çamlarında’ ciddi bir tohum azalması ve kozalaklarına zarar veren bir hastalık var. Zeytinlerde de meyve verimi giderek azalıyor. Çünkü artan sıcaklıkla meyve verimi arasında ters ilişki var. O yüzden bizim artık ormanlarımızı korumamız lazım. Çünkü orman fakirliği beraberinde su fakirliğini getiriyor.”

"TAŞLIK KAYALIK DENİLEN ALANLAR YAPILAŞMAYA KONU EDİLEBİLİR!”

Prof. Akkemik, yeni yayınlanan bir kararnameyle orman dışına çıkarma yetkisinin doğrudan Cumhurbaşkanı’na verilmesiyle birlikte birçok alanın artık orman arazisi dışına çıkarılabileceği uyarısını da şu şekilde yaptı:

“Ormandan üretim miktarından büyük bir artış var. 2020 yılındaki hedef 35 milyon metreküp odun üretimiydi. Daha önce 20 milyon metreküp civarında üretiliyordu ki yüzde 50'den fazla bir miktar (ağaç kesimi) artışı oldu.  Bu da ormanlarda daha fazla bir kesim anlamına geliyor. Hatta 2021 yılı ve sonrasında bu miktarın daha da artırılması hedefleniyor.

Önemli bir diğer konu da 2018 yılında Orman Kanunu’na Ek16'ncı maddenin eklenmesi. Bu maddeyle ilgili yönetmelik 16 Şubat 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile yayınlandı. Orman dışına çıkarma yetkisini doğrudan Cumhurbaşkanı’na verdi. Üzerinde ağaç örtüsü az olan, kapalılığı yüzde 10'un altında olan, taşlık kayalık dediğimiz bütün alanlar ve makilikler orman dışına çıkarılabilir ve yapılaşmaya konu edilebilir hale geldi.”