-
BIST 100
16252,82%1,87
-
DOLAR
44,19% 0,03
-
EURO
51,17% 0,33
-
GRAM ALTIN
7100,69% -0,16
-
Ç. ALTIN
11584,42% 0,00
Hayata Tutunmak İçin 28 Bin Organ Bağışı Bekleyen Hasta Var
Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde 70 bin diyaliz hastası olmasına karşın, 28 bin civarında organ bekleyen var. Kalp ve karaciğer bekleyen hasta sayısı da 2500 kadardır.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde 70 bin diyaliz hastası olmasına karşın, 28 bin civarında organ bekleyen var. Kalp ve karaciğer bekleyen hasta sayısı da 2500 kadardır. Özellikle böbrek nakli bekleyen hastalar için ben bu rakamın gerçekte daha fazla olduğuna inanıyorum. Böbrek nakline uygun olup da, organ nakline ulaşamayan veya çıkmaz diye uğraşmak istemeyen bazı hastaların olduğunu düşünüyorum. Batı ülkelerinin tersine, ülkemizde böbrek nakillerinin %80’i canlı vericilerden, %20’u beyin ölümü sonrası bağışlanan organlardan yapılmaktadır. 2022 yılında 3345’i (% 92) canlı vericili olmak üzere 3621 böbrek, 1479’u (% 91) canlı vericili olmak üzere 1610 karaciğer nakli yapılmıştır. Yapılan diğer solid organ nakilleriyle bu sayı 5269’a ancak ulaşmaktadır.

Organ bağışında aile sevgisi öne çıkıyor!
Aile bağlarının kuvvetli olduğu ülkemizde, sevdikleri insanların yaşam şartlarını gören yakınları, yakınları için gönülden organ bağışına başvurmaktadırlar. Her ne kadar tek böbrekle kalmanın verici için hiçbir sakıncası olmamaktaysa da, bu işlem gerek psikolojik gerekse de fizyolojik olarak büyük bir fedakârlık gerektirmektedir. Verici ameliyatı da, vericiye hiçbir zararımız olmaması ilkesine bağlı olarak, biz cerrahlar için de oldukça stresli bir ameliyattır. Hâlbuki beyin ölümü gelişen insanlarda, onlara çok saygılı davranmamıza, çok özenli ameliyat yapmamıza karşın bir zarar vermemiz söz konusu değildir. Zaten toprak altında çürüyecek organları çıkartmak ve onlarla en az 5 kişiye yeniden hayat vermek canlı vericili ameliyatlardan çok daha az streslidir.
Yılda 7 ila 8 bin kişi organ bulamadığı için hayatını kaybediyor!
Ülkemizde yılda yaklaşık 5 binin biraz üzerinde organ nakli ameliyatı yapılmaktadır. Organ bulamadıkları için ölen insanları düşündükçe organ bağışının önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Ülkemizde organ bulamadığı için her yıl 7-8bin insanımız hayatını kaybetmektedir. Ancak, beyin ölümü sonrası bağışlanan organlarla yapılan nakillerin sayısı oldukça düşüktür. Son yıllarda bu sayıda artma olmasına karşın, hala Batı ülkelerinin çok gerisindeyiz. Organ bağışında Avrupa Birliği Ülkeleri ortalaması milyon nüfus başına 25 iken ülkemizde bu sayı Sağlık Bakanlığının son yıllarda yaptığı çabalar sonucu maalesef ancak 4.5’e yükselmiştir. Esas olarak Sağlık Bakanlığından hekimlere, medya kuruluşlarından insanımıza kadar bu rakamı yükseltmek için çaba göstermemiz gerekmektedir. Doktorlar beyin ölümü tanısı koymaya korkuyor!
Öncelikle bu süreçte nerelerde sorun olduğunu anlamamız gerekir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde 40bin civarında yoğun bakım yatağı vardır. Batı ülkeleri standartlarına göre yoğun bakım yatağı başına yılda 1 beyin ölümü bildirimi olması gerekir. Maalesef 2022 yılında ancak 1711 beyin ölümü bildirimi olmuştur. Akla bu kadar az olmasının nedeni olarak beyin ölümü tanısı konamaması geliyor. Halkımızın ön yargılarının aksine bir hastada beyin ölümü halinin oluşabilmesi için o kişiye yoğun bakımda kötü bakılması değil, aksine onu yaşatmak amacıyla çok iyi bakılması gerekmektedir. Aksi takdirde o hastayı başka organ yetmezlikleri nedeniyle erkenden kaybetmek mümkündür. Kanımca bu olasılık çok fazla değil. Artık yoğun bakımlarımız daha donanımlı, yoğun bakım hekimlerimiz daha bilgili. Esas neden, beyin ölümü tanısı konamaması, tanı koymadaki tereddütler ve korkulardır. Özellikle ülkemizin doğu ve kırsal bölgelerinde hasta yakınlarından ürken hekimler tanı koymakta zorlanmaktadır.
Diyanet organ bağışını destekliyor!
Bence en önemli ve en kolay çözülebilecek basamak aile onayının alınması. Her ne kadar bu konudaki engellerin dinsel nedenler ve toplumdaki ön yargılardan kaynaklandığı söylense de, esas nedenin insanların hayatta iken aile içinde bu konuların konuşulmaması ve bir kararın ifade edilmemesi olarak görüyorum. 2022 yılındaki 2bine yaklaşan beyin ölümü bildirime karşın, ancak 289 kadar aile organ bağışına izin vermiş. Bu %17’lik bir orana karşılık gelmektedir. Batı ülkelerinde bu oran %60’lara çıkmaktadır. Organ nakli koordinatörlerinin karşılaştığı en büyük problem ölen kişinin daha hayatta iken bu konuyu düşünmemiş olması ve bu konudaki beyanını aile fertleriyle paylaşmamasıdır. Halkımıza organ bağışı ve beyin ölümü daha iyi anlatılsa halkımız bağış konusunda çok vericidir. Diyanet İşleri Başkanlığının da bu konuda olumlu birçok fetvasının olduğu düşünülürse, yapılacak şeyin bu konuyu sürekli gündemde tutmak, aile içinde konuşulmasını sağlamak olacağı şüphesizdir. Bunun için görsel ve yazılı basında, televizyon dizilerinde ve filmlerde, belki de en önemlisi okul müfredat programlarında bu konuların işlenmesi olacaktır. Organ bağışının sadece yılın bir haftasına sıkıştırılmadan tüm yıl boyunca yayılması daha büyük bir etki bırakacaktır. Organ bağışı konularında iyi işler yapmış ülkelere bakıldığında organ bağışının okullarda işlendiğini ve böylece daha çocukken bu konunun aile içinde işlendiğini görüyoruz.
Ümitle bekleyen bir sürü insanı unutmayın!
Görüldüğü gibi organ bağışı birçok etmene bağlı karmaşık bir süreçtir. Her adımda atılacak adımın yararı olacaktır. Atılan adımlarda süreklilik ve kararlılık önemlidir. Ancak takılacak organlarla yeniden hayata dönecek insanların ümitle beklediğini unutmamak lazım. Bu nedenle daha hayatta iken organ bağış kararını vermek ve bu karar olumlu ise bunu aile fertleriyle gururla paylaşmak çok önemli. Bu karar için de hiçbir kuruluşa gitmeye gerek de yoktur. Sadece bu güzel kararı aile fertleriyle paylaşmak yeterli olacaktır.
MHA
Anamur’da Narkotikten Sokak Satıcılarına Darbe
HAKLARINIZ BİR RİCA DEĞİL, DEVLETİN ÖDEVİDİR VE DİLEKÇE VATANDAŞIN DEVLETE OLAN ARZIDIR
Mersin’de Jandarmadan Yasadışı Bahis Operasyonu: 13 Şüpheli Yakalandı
Jandarmadan Telefon Kaçakçılığı Operasyonu: 800 Bin Liralık Kaçak Telefon Ele Geçirildi
TOKİ İnşaatındaki Hırsızlık Olayına Jandarmadan Operasyon: 5 Şüpheli Yakalandı
Anamur Korucuk’ta Tarım Aracına Ayağını Kaptıran Çiftçi Yaralandı
Anamur’da Hafızlık Öğrencileri İftar Sofrasında Buluştu
Mersinli Kuyumcular Dünya Mücevher Sektörünün Dev Buluşmasında Yerini Alıyor
Büyükşehir’in “Yaşlı Destek Hizmetleri” Yaş Almışların Hayatına Dokunuyor
Anamur’da Şehit Aileleri İftar Sofrasında Bir Araya Geldi
Toptan Ahşap Askı: Mağazalar İçin Şık ve Dayanıklı Askı Çözümleri
ANAMUR ORMAN İŞLETME’DE SELAHATTİN YILDIRIM DÖNEMİ HIZLI BAŞLADI
Kuzeyhan Dubaiye Gidebilecek
90’lı Yıllar Neden Yeniden Trend Oldu? Sosyal Medyada Nostalji Rüzgârı
Doktorlara Göre Bağışıklığı Güçlendiren 5 Besin
Yapay Zeka Kapıda: Microsoft'tan Korkutan Rapor! 40 Meslek Tarihe mi Karışıyor?
Yapay Zeka Geleceğin Mesleklerini Nasıl Değiştirecek?
Japon Tatlı Patatesi Neden Trend Oldu? Sağlıklı Beslenme Tutkunları Bu Lezzeti Konuşuyor
2026 Emekli Paketi Şekilleniyor: Maaş, Sosyal Haklar ve Sağlıkta Yeni Dönem
Anamur’da Çocuklar Camide Buluştu
Anamur’da Yürekleri Dağlayan Kaza: Direksiyon Hakimiyeti ve 3 Saniyelik Mikro Uyku Sendromu
Anamur-Abanoz Yolunda Katliam Gibi Kaza: 3 Ölü, 11 Yaralı
Kaymakam Kemal Duru’dan 12 Mart İstiklal Marşı Mesajı
Minik öğrenciler Mehmet Akif Ersoy’u andı
Başkan Recep Tayyip Erdoğan: Maaş ve İkramiye 14 Mart’tan İtibaren Hesaplarda
Minimalist Gelinliklere İlgi Patladı: Narciso Rodriguez Aramaları Zirve Yaptı
Japon Tatlı Patatesi Küresel Trend Oldu: “Japanese Sweet Potato Chocolate Cake” Tarifi Patlama Yaşıyor
ENHYPEN ve Heeseung Sosyal Medyada Gündem Oldu: “Heeseung Ayrılıyor mu?” Sorusu Hayranları Harekete Geçirdi
“90’larda Nasıldın?” Trendi Patladı: Sosyal Medyada Nostalji Rüzgârı
“XO, Kitty” Fırtınası: Arama Trendleri Yüzde 750 Arttı, Hayranlar Aynı Sorunun Peşinde!
Yükleniyor

