SİYASET
Giriş Tarihi : 28-02-2021 11:02   Güncelleme : 28-02-2021 11:13

Erbakan Anısında Özgürlük ve Birliktelik Mesajı

Eski başbakanlardan, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın ölümünün 10'uncu yıldönümünde Saadet Partisi'nin düzenlediği etkinlikte anıldı. AKP, CHP, HDP, İYİ Parti, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve BBP temsilcilerinin katıldığı etkinlikte konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Her birimiz bir ağaç gibi tek ve hür olacağız ama bir orman gibi kardeşçe yaşayacağız. Kimseyi kendimize benzetmeye çalışmayacağız. Birilerinin de bizi kendisine benzetmek istemesine karşı duracağız. Farklı olacağız ancak birlikte olacağız" dedi. .

Erbakan Anısında Özgürlük ve Birliktelik Mesajı

Eski başbakanlardan, Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın ölümünün 10'uncu yıldönümünde Saadet Partisi'nin düzenlediği etkinlikte anıldı. AKP, CHP, HDP, İYİ Parti, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve BBP temsilcilerinin katıldığı etkinlikte konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Her birimiz bir ağaç gibi tek ve hür olacağız ama bir orman gibi kardeşçe yaşayacağız. Kimseyi kendimize benzetmeye çalışmayacağız. Birilerinin de bizi kendisine benzetmek istemesine karşı duracağız. Farklı olacağız ancak birlikte olacağız" dedi.
Açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Yardımcısı Nuri Okutan ve BBP Genel Başkan Yardımcısı Tevfik Eren konuşma yaptı. Ardından Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu üyesi Oğuzhan Asiltürk'ün konuşmasını kapanış ve teşekkür konuşmasını Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu yaptı.
Karamollaoğlu, katılan tüm siyasilere teşekkür etti.
Konuşmasından 'birlik, demokrasi, ve adalet' vurgusu yapan CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:
ÜLKEMİZİN BARIŞINA, KARDEŞLİĞİNE ÖNEMLİ KATKILAR YAPACAĞINA İNANIYORUM: Merhum Necmettin Erbakan’ın aramızdan ayrılışının 10’uncu yıldönümünde onun anısına düzenlenmiş bu toplantıda sizlere hitap etmenin memnuniyetini yaşıyor, herkese sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Yaşanabilir bir Türkiye başlığıyla düzenlenen bu buluşmanın ülkemizin barışına ve kardeşliğine önemli katkılar yapacağına yürekten inanıyorum. Toplantının ev sahibi olan Saadet Partisi ailesine şükranlarımı iletiyorum.
CUMHURİYET ÇOCUĞU ERBAKAN: Bir cumhuriyet çocuğu olan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, destekçilerinin ve karşıtlarının da Erbakan hocası olarak yaşamını sürdürdü. Onun hocalığı sadece bir akademik unvan değildi. Onun hocalığı üniversite kürsülerine sıkışmış bir akademisyen-öğrenci ilişkisi de değildi. Onun hocalığı aynı zamanda ömrünü verdiği bir siyasi hareketin siz değerli mensuplarını vatan, millet ve bayrak sevgisiyle bir araya getirmiş milli bir görüşün hocalığıydı. Onun hocalığı Milli Nizam Partisi’nden Milli Selamet Partisi’ne ve 12 Eylül sonrası sırasıyla Refah, Fazilet ve Saadet Partisi’ne kadar uzanan bir kararlılığın hocasıydı.
FARKLI AMA BİRLİKTE OLACAĞIZ: Yaşanabilir bir Türkiye, Nazım Hikmet’in dizelerinde de karşılığını bulmuş, ortak özlemimizin bir ifadesidir. ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine…’ Her birimiz bir ağaç gibi tek ve hür olacağız ama bir orman gibi kardeşçe yaşayacağız. Peki bunu nasıl sağlayacağız? Yaşanabilir bir Türkiye yaratabilmenin en önemli şartı şudur: Kimseyi kendimize benzetmeye çalışmayacağız. Birilerinin de bizi kendisine benzetmek istemesine karşı duracağız. Farklı olacağız ancak birlikte olacağız.
AYNI EZGİDE BİRLEŞEN ENSTRÜMANLAR GİBİ OLACAĞIZ: MANTıpkı bir orkestranın aynı ezgide birleşen enstrümanları gibi olacağız. Peki nedir o ezgi? O ezgi demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletine bağlılıktır. O ezgi kuvvetler ayrılığının gerekliliğine inanmaktır. O ezgi, düşünce ve ifade özgürlüğünü, din ve vicdan özgürlüğünü, medya özgürlüğünü, insan haklarını ama, ancak, fakat, lakin ile başlayan bir cümle kurmaksızın kayıtsız şartsız savunmaktır. O ezgi, yatağa tek bir çocuğun dahi aç girmeyeceği bir ülke için çalışmaktır. O ezgi, ülkemizin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini ve neredeyse tüm birikimini birilerine peşkeş çektirmemektir. O ezgi, herkes için her alanda haktır, hukuktur, adalettir. O ezgi, herkes için aş, iş diyerek yola çıkmaktır.
BUGÜN 'MAVİ VATAN'DAN SÖZ EDİYORSAK ECEVİT VE ERBAKAN SAYESİNDE: Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde kazandığımız Milli Mücadele’miz, birlikte olduğumuzda neleri başarabileceğimizin de en güzel örneğidir. Cumhuriyetimizin ilk yıldırından itibaren ekonomiden milli eğitime, sağlıktan milli güvenliğe kadar her alanda başlatılan kalkınma hamleleriyle çok kısa bir sürede dünyanın saygın devletleri arasına girmemiz birlikteliğimizin sonucudur. Farklılıklarımızla bir araya gelerek ülkemizin pek çok sorununu çözebilmiş olmamızın bir başka örneği de şüphesi de 26 Ocak 1974’te kurulan birinci Ecevit hükümetidir. Yani Cumhuriyet Halk Partisi, Milli Selamet Partisi koalisyonudur. 11 aylık kısa ömrüne rağmen bu koalisyon hükümeti, Türkiye ve bölgenin geleceği açısından tarihi adımlar atmayı başarmıştır. Bu başarıların en önemlisi şüphesiz 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ve devamıdır. Bu harekat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temellerini atmıştır ve bugün ‘Mavi Vatan’dan söz ediyorsak bu Ecevit ve Erbakan’ın sayesindedir.
DAHA FAZLA DEMOKRASİ: Ülkemizin içinde bulunduğu temel sorunların çözümünün ekonomik buhrandan çıkabilmemizin bir tek yolu vardır. Daha fazla demokrasi. TBMM’nin güçlendirilmiş parlamenter sistemle yeniden hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu temel ilkesine uygun hale getirilmesinin, herkesin düşüncelerini özgürce ifade edebilmesinin, din ve vicdan özgürlüğünün önündeki bütün engellerin kaldırılmasının, kimsenin ötekileştirilmediği, dışlanmadığı bir ülke olabilmemizin, bağımsız ve barışçı bir dış politika uygulayabilmemizin, kamu istihdamında liyakatin esas olmasının, işçimizin ve çiftçimizin hakkını alın terini kurumadan alabilmesinin, esnafımızın gününü bereketle geçirmesinin, sanayicimizin, küçük ve orta boy işletmelerimizin gelecek endişesi taşımadan üretebilmesinin, kamu bütçesinin denetlenebilir ve şeffaf bir şekilde tüm vatandaşlarımızın refahı doğrultusunda kullanılabilmesinin, terörün kalıcı olarak gündemden çıkarılmasının yegane yolu daha fazla demokrasidir. Tıpkı bu salonda olduğu gibi farklılıklarımızı birer zenginlik olduğu bilinciyle istişare ederek, aklımızı kullanarak hakkın galip gelmesini sağlayabiliriz.
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar'ın anma etkiliğinde yaptığı konuşmadan öne çıkan başlıklar şöyle:
RAHMET VE HÜRMETLE ANIYORUM: 54’üncü hükümetin başbakanı Refah Partisi Genel Başkanı sonraki dönemde Saadet Partisi Genel Başkanı, değerli bilim insanı, devlet adamı ve siyasetçi Necmettin Erbakan hocayı vefatının 10'uncu yıldönümünde rahmetle ve hürmetle anıyorum. Siyasi geleceğine ve çizgisine olan bağlılığıyla, Türkiye’nin temel meselelerine demokrasi çerçevesinde çözüm aramasıyla ve demokrasi dışı tutumlara karşı ilkeli tutumuyla siyasette önemli izler ve değerli bir miras bırakmıştır. Yaşanabilir Türkiye ana teması ile gerçekleştirilen bu anlamlı etkinlikte sizlerle bir arada olmaktan, görüşlerimizi sizlerle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.
HAFIZILARIMIZDAN SİLMİŞ DEĞİLİZ: Bu nazik davetten dolayı Saadet Partisi’nin değerli Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’na huzurlarınızda teşekkürlerimi sunuyorum. Muhalif siyasetin ağır baskı ve kuşatma altında olduğu bu ağır şartlarda Yaşanabilir Türkiye meselesini burada konuşabiliyor olmamız bana göre demokrasiyi, adaleti, barışı, insanca ve hakça bir geleceği birlikte inşa etme ihtiyacının ve arayışının bir ifadesidir. Bu nedenle çok değerlidir. Merhum Necmettin Erbakan ve temsil ettiği Milli Görüş çizgisi Türkiye’nin siyasal tarihinin önemli dönüm noktalarına ve kırılma anlarına tanıklık eden, bedel ödeyen bir harekettir. Bizim yer aldığımız siyasi gelenek en fazla parti kapatmalardan, siyasi yasaklardan ve iktidar kuşatmalarından mağdur olmuştur. Bir o kadar mağdur olan bir gelenek de Milli Görüş geleneğidir. Milli Nizam Partisi’ni, Refah Partisi’ni ve Saadet Partisi’ni hafızalarımızdan silmiş değiliz.
KÜRT SORUNUNA YAKLAŞIMI, DİYALOGA DAYANIYORDU: Bu konuda samimiyetle çaba harcıyor, cesaretle girişimlerde bulunuyordu. Erbakan Hocanın Kürt sorununa yaklaşımı; meseleyi diyalogla, siyasetle ve önemli bir husus olarak içeride bu topraklarda bu ülkenin kendi dinamikleriyle kardeşlik hukuku içerisinde çözme esasına dayanıyordu.
"KARİKATÜRÜ ÇİZİLEN, TAKLİDİ YAPILAN LİDERDİ VE BU YÜZDEN KİMSEYİ MAHKEMEYE VERDİĞİNİ HATIRLAMIYORUM"
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Nuri Okutan, “Erbakan hocamızı biz arıyoruz. Aramızda olmayışını milletçe hissediyoruz. Onun siyasetteki gerginlikleri azaltan ılımlı kişiliğinin, içten gelen nezaketinin, muhalif demeden herkese karşı saygılı davranışının ve bunun gibi çok sayıda özelliklerinin siyasetimize kattığı insanı ve vicdani boyutu özlüyoruz. Erbakan, eleştirilere karşı hoşgörülüydü. Karikatürü çizilen, taklidi yapılan liderdi ve bu yüzden kimseyi mahkemeye verdiğini hatırlamıyorum” diyerek Erbakan’ı andı.
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: “Kimliklere, mahallelere, siyahla beyaz arasına sıkıştırılmış Türkiye gündemi içerisinde deyim yerindeyse soğuk savaş döneminin stratejisi içerisinde, kutuplaşan bir iklimde farklı farklı siyasi geleneklerin temsilcileri olarak bugün ahirete intikalinin 10’uncu yıldönümünde Milli Görüş hareketinin lideri, eski başbakanımız Necmettin Erbakan’ı ben de bir kez daha sizin huzurunuzda rahmetle yad ediyorum.”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: "Rahmetli Erbakan’ın siyasi nezaketine, diğer partilerle diyalog zemininden kopmayışına, saygı sınırlarını ihlal etmeyen siyasi mücadele üslubuna her zamankinden fazla ihtiyaç var. Hamasete, popülizme kaçmadan, haktan, hakkaniyetten durmaya ihtiyaç var. Sorunların çözümünü sadece ‘meşru demokratik siyaset’ zemininde aramaya ihtiyaç var. Güçler ayrımını ve hukukun üstünlüğünü yaşatmaya ihtiyaç var. Hem şiddete hem de hak ihlallerine karşı net bir duruşa ihtiyaç var. ‘Garson devlet’ şiarını yaşatmaya, uluslararası ilişkilerde çok taraflılığa önem veren bir stratejiye ihtiyaç var. ‘Ağır sanayi hamlesi’ gibi teknolojiye ve üretime önem veren bir ekonomi perspektifine ihtiyaç var."