EĞİTİM
Giriş Tarihi : 30-12-2020 11:48

DÜNYA SEVGİSİ

Kadınlar, evlatlar, kantar kantar altın ve gümüş, besili atlar, hayvanlar ve ekinlerden oluşan şehvetlerin sevgisi insanlara süslü gösterildi. Bu, dünya hayatının (kendinden faydalanılan geçici) metaıdır. (Ebedî ve hakiki nimetlerin olduğu) güzel dönüş, Allah katındadır.

DÜNYA SEVGİSİ

Kadınlar, evlatlar, kantar kantar altın ve gümüş, besili atlar, hayvanlar ve ekinlerden oluşan şehvetlerin sevgisi insanlara süslü gösterildi. Bu, dünya hayatının (kendinden faydalanılan geçici) metaıdır. (Ebedî ve hakiki nimetlerin olduğu) güzel dönüş, Allah katındadır.

(3/Âl-i İmran 14)

Değerli müminler, kıymetli arkadaşlarım

Bu hafta Dünya sevgisi konusunu ele alacağız.

Dünya ahirete, rabbimize ulaşmak onun cennetine nail olabilmek için bir köprü vazifesindedir. Dünyayı sadece kafirlerin bir mekanı olarak görmek doğru değildir. Dünyada da nasibimiz var ancak burada farklılaşan nokta dünyanın içerisinde batıp gitmemek yani dünyevileşmemektir.

Peki dünyevileşmek ne demektir?

Allah’ı ve ahireti inkar etmek denildiği gibi Allah’ın varlığını kabul ettiği halde onun insan üzerinde ki rolünü görmezden gelmek diye de ifade edebiliriz.

Şu fani dünyada ahirete iman etmiş fakat hiç ölmeyecekmiş gibi dünya hayatına sarılıp, ölüm ve sonrasını sürekli erteleyen, ve ahiret içinde gerekli yatırımını ihmal eden çokça Müslüman bulunmaktadır.Tabi ki buda insanın içinde bulunduğu halden ötürüdür.

Bir hadis-i şerifte Allah rasulü şöyle buyurmuştur:

 “Âdemoğlunun bir vadi dolusu malı olsa bir vadi dolusu malı daha olmasını arzu eder. Âdemoğlunun gözünü ancak toprak doldurur. Allah tövbe eden kimse­nin tövbesini kabul eder.” (Buhârî, Rikâk, 10)

Anlıyoruz ki insanın elinde var olan dünya mallarına sarılmaması ve Allah katında hakiki olanlardan daha çok güvenmemesi gerekmektedir.Dünya malına güvenişi onu doğru yoldan uzak tutup yanlış yollara saptırtacaktır ve elem dolu bir azaba sürükleyecektir.İnsanoğlu nu yoldan ayrılmalı ve tövbe etmelidir.

Çünkü Hud suresinin 15. Ayetinde Allah ‘’Kim dünya hayatını ve süsünü isterse, onların yaptıklarını orada tastamam öderiz ve onlar orada hiçbir eksiltmeye de uğratılmazlar’’ buyurmuştur.

Biz bunlardan Müslümana dünya haramdır olarak algılayabilir fakat bu böyle değildir. Bir müminin sadece dünya için yaşayanlar gibi yaşaması haramdır. Bunu iyi ayırt etmemiz gerekir.

Peki bizler neden ahiret için yaşamak istediğimiz halde bu hastalığa yakalanmaktayız?

Bunun en büyük nedeni mubahlar da aşırıya gitmektir. Mubahlar serbest konulardır ama sınırsız değildir. Örneğin uyumak mubahtır fakat uyku makul olduğu zaman mubah olacaktır. Ticaret  mubahtır ama ibadet etmeye engel oluyorsa mubah değildir. Örnek verecek olursak günümüzde helal olmayan ve ticaret ahlakına uymayan birçok kişi bulunmaktadır fakat Müslüman kişi dünya karına değil,ahiret yatırımına önem vermelidir. Rızkı veren Allahtır.Bizi kurtaracak olan yüzde yüzün üzerinde kar yapmak, para gibi şeyler olmayacaktır. Yalnızca Allah’a güvenmeliyiz.

İşte biz bu noktalarda mubahları sınırsızlaştırıp hataya düşmekte ve dünyevileşmeye gitmekteyiz.

Bu hastalığa sebep olacak şeylerden bir diğeri ise kişinin çevresidir.Dünyevileşmiş çevrenin ortasında ahiretleşmek zordur. O yüzden herkes çevresine dikkat etmelidir.

Bir diğer neden ise insanın boğazından geçen haram lokmalardır. Her haram lokma dünyaya daha çok yaklaşmaya ahiretten uzaklaşmaya itmektedir.

Burada kısa bir kıssa anlatmak istiyorum:

Salihlerden bir kimse çok fakir olup dünyalık hiçbir şeye malik olmadığı için ailesi “bu hale nasıl sabredelim. Cenab-ı Hak’tan bir miktar dünyalık istesek olmaz mı?” diye, gece-gündüz efendisi ile münakaşa edermiş.

Nihayet  osalih zat da dua eder ve duası kabul buyurulur. Bir de ailesi bakar ki evin köşesinde, altında bir kerpiç bulunur ve hemen efendisine getirir, ihtiyaçlarını karşıla diye verilir.

   Efendisi o gece rüyasında görür ki, cennette bir köşk içinde bulunuyor. Lakin köşkün bir kerpici eksik olduğu için güzelliğinde eksiklik vardır. O kerpicin ne olduğunu sorunca “dünyada sana verilmişti” derler.

   Uyanınca hemen bunu ailesine anlatır. Kadın da dünyayı istediğine pişman olur. Efendisi tekrar “Ya Rabbi, bana dünya gerekmez. O kerpici geri yerine gönder” diye dua eder. Bakarlar ki, evin köşesinden kerpiç kaybolmuştur.

Yüce Allah Kuran-ı Kerimde de buyurduğu gibi biz insanoğlu dünya hayatını sever ve ahireti bırakırız.

İnsan suresinin 27. Ayetinde

‘’Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar’’

Dünyevileşme hastalığı sadece cahil dediğimiz kesime gelmeyeceği gibi  alime de bulaşabilir.

Burada bir şeyi belirtmek isterim ki din hizmetlerinde şevk ve heyecanın kırılması da bir dünyevileşme alametidir çünkü bazı cemaatlerde din görevlisi eziyete uğramış olabilir fakat bu tip karşılaşmalarda bizlerin şevki kırılmamalı cennetin güzelliklerle dolu olduğunu unutmayıp orayı kazanmanında kolay olamayacağını hiçbir zaman unutmamak gerekir. Çekilenlerin bir imtihan tarafının olduğunu bilmeliyiz

Bizler her eylemimizle ahiret için çalışmalı, dünyevileşme hastalığa yakalanmamak için elimizden geleni yapmalı ve dünya hayatının geçici olduğunu unutmamalıyız.

Şunu belirtmeliyim ki Allah rasulündezühd kavramı  doruk noktadaydı. Dünyayı ona tamamen verseler bile sevinmezdi yada tamamen kaybetse bile üzülmezdi. Peygamber efendimiz kalben bu şekilde terk etmiştir. Fakat bu terk ediş tabi ki kesben yani kazançdeğildir. Dünyada da kazanç yollarının en güzelini gösteren o dur.

Peygamber efendimiz dünyaya geldiği anda sahip olduğu mal varlığına vefat ederken sahip değildi. Çoğu malını dağıtmış ve infak etmiştir. Geriye baktığımız zaman sadece birkaç keçi ve hanımlarının içinde bulundukları küçük odalar kalmıştır.

Bazılarımız dünyayı sadece paradan veya afiyetten olduğunu düşünmekteyiz. Yüzü maddiyata dönmüş kişi bunu bu şekilde sanmaktadır fakat hakikate uyanan kişi için bu aldanmışlıktan başka bir şey değildir.

Değerli Müminler;

Dünya hayatı:

Bir eğlencedir.

Oyundur

Övünmedir

Mal ve  evlatta bir çokluk yarışıdır yani gururdur.

İşte dünyaiçin yaşayanlara hayat bunlardan ibarettir. Eğer bizler sadece bunlardan ibaret görürsek Allah’utealamalı verdikten sonra Allah’ı unutup mal ile meşgul olursan o mal sana kara bir perde olacaktır. Dünya malı dünyada kalır ve o seni asla kurtaramaz. Kurtuluş yalnızca Allah’a giden yoldadır.

Ahmet Yesevi’nin şiirinden kısa bir bölümünü aktarmak istiyorum:

Dünya benim diyenler, cihan malını alanlar,

Kerkenez kuşu gibi olup o harama batmışlar.

Molla, müftü olanlar, yanlış fetva verenler

Akı kara eyleyenler o cehenneme girmişler (Ahmet Yesevi)

Ümmet-i Muhammedin en büyük fitnesi dünya malıdır. Dünya malı bir musibet değildir.  Musibet onu elde etmek için haramlara batmaktır.

Allah’uteala‘’ Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın. (Fatır, 35/5)

Ayette de belirtildiği gibi  şeytan biz insanları dünya hayatını güzel gösterip bu yolda aldanmamız için çaba içerisine girmiştir ve bu noktada Allah’uteala bizi uyarmaktadır. Bu nokta göstereceğiz küçük bir zaaf  tahmin edemeyeceğimiz diyarlara savurup atabilir.

Bizler  iç dünyamızda bir savaştayız ve bu savaşı kazanabilmek için elimizden geleni yapmalıyız.

Ne güzel belirtmiş Mevlana : Dünyanın lütfetmesi ve yaltaklanması hoş bir lokmadır; ama az ye. Çünkü ateşten bir lokmadır.

Allah cümlemize hayırdan kazanmayı, ve dünya hayatına aldanmadan yaşamayı nasip etsin.AMİN

Nefsimizi önümüze sürülen dünyevi zevklere uydurtma Yarabbi.AMİN

Hak yolda ilerlemeyi nasip et. AMİN
Berfu Gümüş -160102153-4/B II.öğretim

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
pazar esnafı
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Bozyazı Fotoğrafçılık
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA