GÜNCEL
Giriş Tarihi : 08-09-2022 14:06   Güncelleme : 08-09-2022 14:06

DEVA'lı Karlıtekin: ″İmkanı olmayan geliri düşük bölgeler için alternatif çözümler sunulmalıdır″

DEVA Partisi Tarım, Enerji ve Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, yeni enerji zamlarının ardından düşük gelirli hanelere doğrudan enerji desteği verilmesini istedi.

DEVA'lı Karlıtekin: ″İmkanı olmayan geliri düşük bölgeler için alternatif çözümler sunulmalıdır″

DEVA Partisi Tarım, Enerji ve Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, yeni enerji zamlarının ardından düşük gelirli hanelere doğrudan enerji desteği verilmesini istedi.

Karlıtekin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Halihazırda doğalgazdaki fiyatlama ve sübvansiyon uygulaması doğru kurgulanmadı. Mevcut sübvansiyon uygulaması zaten az tüketen fakirden haliyle çok tüketen zengine gelir transferi sonucunu doğurmaktadır. Bunun yerine düşük gelirli hanelere belli bir tüketim miktarı ile sınırlı olarak doğrudan ve nakden enerji desteği başlatılmalıdır.

SGK açıkları gibi elektrik ve doğalgazdaki yanlış fiyatlandırma ve çarpık sübvansiyon uygulamasından kaynaklanan açıkları da vergi gelirleriyle kapatmaya çalışıyorlar. Bu da yetmiyor; milletin malını mülkünü satıyorlar. Bu da yetmiyor; içeriden dışarıda finans piyasalarında devleti borçlandırıp gelecek nesillere yük bırakıyorlar. Bu da yetmiyor; kalan açığı para basıp hayat pahalılığını çıldırtarak kapatıyorlar.

DEVA Partimiz, yoksul ailelere Asgari Gelir Desteği verilmesini öneriyor. Bu sayede herkesin en temel ihtiyaçlarını karşılayabileceğimizi iddia ediyoruz. Enerji piyasasında ise rekabetin önünün açılması gerekiyor. Rekabet olsun ki siyaset ve bürokrasi iş aleminin işlevini yapmaya soyunmasın, ülkeyi yönetsin. Tekelci yapılarla ve verimsizlikle mücadele edecek düzenlemeleri yapsın.”

Sabit yatırımları ve cari tüketimlerini karşılama imkanı olmayan geliri düşük bölgeler için alternatif çözümler sunulmalıdır diyen Karlıtekin, “Unutmayalım ki kendi gazımızı uygun maliyetlerle çıkartana kadar bugün kullandığımız doğalgaz bir dış tedariktir. Ülke dışına döviz yollamak, yani cari açığı daha da alevlendirmektir.

Akkuyu nükleer santralde sürekli yaşanan gecikmeler, bizi doğal gaza daha bağımlı hale getiriyor. İktidardakiler Akkuyu’yu yönetemiyorlar. BOTAŞ doğalgaz alabilmek için bizi kıskanan Almanya’dan kredi alıyor. Dikkat edin yatırım yapmak için değil gündelik tüketim için bizi borca sokuyorlar.

Doğalgaz temininde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi altında o kadar kötü bir yönetim sergiliyorlar ki zamansız bir şekilde petrol fiyatı tabanlı alım usulünden koptuk Sanal Doğalgaz Ticaret Piyasalarında oluşan fiyatlara ülkece maruz kaldık. Yani iş bilmezler dünyadaki aşırı fiyat oynaklıklarına ve yüksek fiyatlı alımlara ülkeyi teslim ettiler." ifadelerine yer verdi.

Zammın büyüğü bugün, daha büyüğü yarın diyen Karlıtekin, "Zamanında yeniden yapılmayan uzun dönemli doğalgaz anlaşmaları kimin eseri? 2020 yılında fiyatlar dipteyken uygun anlaşma fırsatlarını kaçırdılar. Pandemi koşullarında oluşan düşük seyirli piyasada kolaylıkla uzun dönemli bağlantılarla makul fiyatlardan ve istikrarlı bir alım dönemi oluşturmak varken, mevcut stokları dibine kadar harcayarak 2022 Ocak ayında sanayide kullanılan doğalgaza dahi kısıtlama, yani tayınlama getirdiler.

Sözüm ona halkı koruyan parlak bir fikirmiş gibi konutta kullanılan elektrik ve doğalgaza daha düşük oranlı zam yapıp sanayi üretimine çok daha büyük oranlı zammı dayatıyorlar. Peki üretilen mal ve hizmetlerin maliyeti artınca bu artışlar fiyatlara yansıtılmayacak mı? Siz kimi kandırıyorsunuz. Turpun büyüğü heybede bile diyemiyoruz.

Mesken ve ticarethanelerle birlikte sanayi elektriğine yüzde 50 ve sanayide kullanılan doğalgaza yapılan yüzde 50,8 oranındaki zamlar, tüm zorluklara rağmen ayakta durmaya çalışan sanayicilerimize çok ağır yük bindirdi. Bu yükün önünde sonunda vatandaşı, esnafı ve sanayiciyi çıkmaza sürükleyeceği aşikar değil mi?” şeklinde konuştu.

KKM için 300 milyar liranın üzerinde kaynağı heba edecekler diyen Karlıtekin sözlerini şöyle tamamladı:

“Enflasyon şaha kalkmışken, yani Türk lirası sürekli değer kaybederken döviz kurunu tutamayacaklarını anlamıyorlar. Kur Korumalı Mevduat (KKM) deliğine 4,5 ayda Hazine’den 61 milyar, Merkez Bankasından 80 milyar olmak üzere toplamda ise 141 milyar lira döktüler. Yılın tamamında KKM için 300 milyar liranın üzerinde kaynağı heba edecekler. 130 milyar doların üzerine geçtiğimiz 8 ayda 60 milyar $ daha arka kapıdan satışla çarçur ettiler. Bunlara rağmen kuru ne 14 lirada, ne 15 lirada, ne de 16 lirada tutabildiler.

Türk lirasını daha ne kadar çürütecekler? Siyasetin finansmanına, birilerinin sebepsiz zenginleşmesine, adrese teslim hormonlu ihalelerle yandaş müteahhitleri işe ve paraya boğmaya, 20 Aralık döviz felaketine reaksiyon olarak derip çattıkları KKM ile zengine hibe yapmalarına değerli yurttaşlar son verecek. Enflasyonu düşürmeyi geçtim, durdurma konusunda bile bir becerisi ve planı olmayan bu duyarsız ekibi seçimlerde ancak yurttaşlar görevden alabilir.”

Hibya Haber Ajansı

Mithat ÜNALMithat ÜNAL

Mithat ÜNAL Gazete Sahbi