EKONOMİ
Giriş Tarihi : 24-04-2021 10:46   Güncelleme : 24-04-2021 10:54

ARICILAR: İSYANKAR DEĞİLİZ AMA HAKKIMIZI İSTİYORUZ

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, Türkiye’de 20 çeşit arı ırkı olduğunu ve çam balının yüzde 92'sinin Türkiye'de üretildiğini belirterek, maden ocakları ve ağaç kesimlerinin, arıcılığın alanlarını daralttığını söyledi. Büyük market zincirlerinin arıcıdan balı ucuza alarak yüksek fiyattan sattığını dile getiren Şahin, "Biz arıcılar, ekmeğimizi evimizden hep uzakta, dağ başında çıkardığımız için şükretmesini iyi biliriz. Bu nedenle isyankâr insanlar değiliz. Ama hakkımız yenildiği için hakkımızı helal etmiyoruz ve hakkımızı istiyoruz" dedi..

ARICILAR: İSYANKAR DEĞİLİZ AMA HAKKIMIZI İSTİYORUZ

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, Türkiye’de 20 çeşit arı ırkı olduğunu ve çam balının yüzde 92'sinin Türkiye'de üretildiğini belirterek, maden ocakları ve ağaç kesimlerinin, arıcılığın alanlarını daralttığını söyledi. Büyük market zincirlerinin arıcıdan balı ucuza alarak yüksek fiyattan sattığını dile getiren Şahin, "Biz arıcılar, ekmeğimizi evimizden hep uzakta, dağ başında çıkardığımız için şükretmesini iyi biliriz. Bu nedenle isyankâr insanlar değiliz. Ama hakkımız yenildiği için hakkımızı helal etmiyoruz ve hakkımızı istiyoruz" dedi.

"Her beş Muğlalıdan biri arıcı doğar" diyen Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, "Dededen torundan kalma bir arıcılığımız var. Fiilen 50 yıldır bu arıcılık sektörü içerisindeyim" diyerek dünyada Arıcılık Birliklerinin 1897'lerde kurulmasına rağmen Türkiye’nin bu konuda çok geride kaldığını söyledi. Şahin, Türkiye'deki arıcılık faaliyetini ANKA Haber Ajansı'na anlattı: 

"ARI SAYISINI ARTTIRIRKEN, ÜRETİM ALANLARINI HESAP EDEMEDİK"

“2003-2004 yıllarında Türkiye’de arı varlığına baktığımız zaman 2 buçuk 3 milyon arasında geziniyorduk. Şu an da 8 milyon 200 bin kovanımız var. Arımızı geliştirdik ancak 2003 yıllarında bir kovandan 19-20 kilo bal alıyorduk. Şu an 14-15 kiloya düştü. Planlama yapamadık. Arıyı arttırırken üretim alanlarını arttıramadık.  Şu anda Türkiye’nin uluslararası anlamda tek eksikliği planlama.”

“AĞAÇ KESİMLERİ, MADEN OCAKLARI BAL ÜRETİM ALANLARINI OLUMSUZ ETKİLİYOR”

Küresel iklim krizinin, bitkilerin gelişiminde olumsuz etkide bulunduğunu, bunun da arıcılık sektörüne zarar verdiğini söylen Şahin, şunları anlattı:

“Ağaç kesimleri, yangınlar, maden ocakları; bunlar hep bizim bal üretim alanlarına olumsuzluklar. Geven alanlarını geliştirelim. Dünyada marka bir bal. Apiterapide kullanılan bir bal.  Mesela Ayçiçek balı. Marketlerde Ayçiçek balı göremeyiz. Halbuki 20-25 bin tonluk Ayçiçek balı üretimimiz var.  Tarımın, hayvancılığın ayakta kalabilmesi için arının ayakta kalabilmesi lazım. Tozlaşmanın yegâne etmeni arıdır. Bu nedenle arı varsa hayat var diyoruz. Küresel iklim değişikliğinde, bir bitkinin çiçeklenme döneminde sapmalara neden oluyorsa küresel iklim değişikliği gümbür gümbür geliyordur. Nisan’ın 1’inde açan narenciye 15 Mart’ta kendini gösterdi. Bunlar çiçekteki nektarı kurutuyor. Çiçekteki nektar kuruduğu zaman arı ne polen, tohumlama yapabilir ne de bal alabilir. Tabii ki dünya 2008’den bu yana bununla ilgili önlemlerini aldı ama biz bu konuda ağır kaldık.”

"ÇAM BALINDA DÜNYA MARKASIYIZ ANCAK ÇAM BALI ALANLARINI MADENE AÇIYORUZ"

Özel bir böcek türünden elde edilen Çam Balı’nda Türkiye’nin önemli ölçüde bir yere sahip olduğunu dile getiren Başkan Ziya Şahin, çam balının önemini şu sözlerle ifade ediyor:

“Biz çam balında dünya markasıyız. Dünyanın yüzde 92’sini üretiyoruz. 110-120 bin hektarlık bir çam balı alanımız var. 2020 yılında çam balı üretiminde yüzde 90’lara varan bir düşüş yaşanmıştır. Ülkenin 40-45 bin ton çam balı üretimi 1-2 bin tonda kalmıştır. Küresel iklim değişikliği ile ilgili. Bu balı üreten böcek yanmıştır. Anadolu’da yüksek yerlerdeki yaylalarımızda çok ciddi oranda bir düşüş yaşandı. Çam balı ve kestane balı alanlarına niye önem vermiyoruz? Daha fazla kâğıt elde etmek için kızılçam ağaçlarını keserseniz bunu geliştiremezsiniz. Şu an da içimiz yana yana Muğla’daki çam balı alanlarını madencilere, mermercilere, kâğıt üretmek için etayı (ağaç kesimi) fazla vererek heba ediyoruz. Burada sakın ola ki Tarım ve Orman Bakanlığı’mız alınganlık yapmasın. Biz bütün destekleri onlardan alıyoruz ama her şeyden önce planlama konusunda da birlikte yapmak durumundayız. Biz istiyoruz ki ormanlarımızdaki bal ürettiğimiz ağaçlarımıza dokunmayınız.”

“DÜNYADAKİ ARI IRKLARININ YÜZDE 20’Sİ TÜRKİYE’DE”

Türkiye ikliminin arıcılık ve bal üretimine çok uygun olduğunu belirten Şahin, “Arıcılıkta dünyanın en zengin ülkesiyiz. İklimsel olarak 9 ay arıcılık yapabiliriz. İkincisi endemik bitkilere baktığımız zaman, dünyada beş ülkeye, on ülkeye fark atıyoruz. Dünyadaki arı ırklarının yüzde 20’si bizde. Neden bu kadar gerideyiz? Planlamamızda şunu görüyoruz. Kovanlarımızın sayısını artırırken flora alanlarını (bitki çeşitliliği alanı) daraltıyoruz” dedi.  

“HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”

Başkan Şahin, balın arıcılardan ucuza satın alınarak, marketlerde yüksek fiyattan satılmasına tepki gösterdi. Arıcıların birliklerine, birliklerin de arıcılara sahip çıkması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

“Tüccar gelecek arıcıdan balı alacak bunun yarısından marketler, yarısından tüccar yararlanacak. Arıcı da açlıktan ölecek. Böyle bir dünya yok. Birlikler arıcısına sahip olduğu kadar arıcılar da birliklerine sahip olmak durumunda. Büyük marketlere arıcılarımızı kurban ettirmeyiniz. Arıcıdan 15 liraya alınan bal markette 80-90 lira. Nereye gidiyor bu bal. 60 lirayı aranızda bölüşeceğinize üç beş lirayı da vatandaşa verin diyoruz. Biz (arıcıları kastediyor) kovan başı 15 lira destek alıyoruz. Türkiye tarım ülkesiyse şapkaları çıkarıp masanın etrafında bunları tartışmamız gerekiyor. Arıcılığa ayrılan destek gerçekten çok düşük. Biz arıcılar, ekmeğimizi evimizden hep uzakta dağ başına çıkardığımız için şükretmesini iyi biliriz. Bu nedenle isyankâr insanlar değiliz. Ama hakkımız yenildiği için hakkımızı helal etmiyoruz ve hakkımızı istiyoruz.”