Tarih: 23.11.2022 13:15

Depremi yaşayanların yüzde 20’sinde travma oluşuyor

Facebook Twitter Linked-in

Dr. Erman Şentürk, ruhsal travmayı, “kişiyi aşırı derecede korkutan, dehşet içinde bırakabilen, yoğun bir çaresizlik hissi yaratan olağan dışı ve beklenmedik birtakım olayların yol açtığı etkiler” olarak tanımladı.

Kişiyi aşırı derecede korkutan, dehşet içinde bırakabilen, yoğun bir çaresizlik hissi yaratan olağan dışı ve beklenmedik birtakım olayların yol açtığı etkilerin ruhsal travma olarak adlandırıldığını belirten uzmanlar, ani ve beklenmedik zamanlarda meydana gelen şiddetli depremlerin de travmalara yol açabileceğini belirtiyor.

Şentürk, yapılan çalışmaların depremi yaşayan insanların yüzde 20’sinin Travma Sonrası Stres Bozukluğuna (TSSB) yakalandığını gösterdiğini kaydederek, kişinin yaşam kalitesini olumsuz şekilde etkileyen durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmasını tavsiye etti.

Beklenmedik olaylar travma oluşturuyor

Kişinin hayatında sıkıntı ve üzüntü yaratan pek çok durum ve olaylar olabildiğini ancak bunların tümünün ruhsal travma oluşturmayacağını ifade eden Şentürk, “Bir olayın ruhsal travma yaratabilmesi için kişiyi çok yoğun korku, dehşet veya çaresizlik hissi içinde gerekiyor. Aynı zamanda kişinin kendisinin veya yakınlarının da ölüm ve yaralanma tehlikesini yaşaması ya da hissetmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Şentürk, kişinin yakınının yıllar boyu süren bir hastalık sonrasında ölümü ruhsal travmaya yol açma ihtimalinin daha düşük olduğunun altını çizerek, “Beklenmedik bir şekilde o kişinin kaybı örneğin trafik kazasında kaybedilmesi daha fazla bir travmatik etki yaratıyor. Bu durumun ruhsal tramvaya yol açma ihtimali daha fazladır.” dedi.

Travmaya neden olan olaylara da değinen Şentürk, “Sel, deprem, yangın gibi birtakım doğal afetler travmalara yol açabilir. İnsan eliyle yapılan savaş, işkence, tecavüz, kazalar, trafik kazaları, iş kazaları, beklenmedik ani ölümler, ciddi ve ölümcül hastalıklara yakalanma ruhsal tramvaya daha fazla yol açmaktadır.” diye konuştu.

Travma sonrası en sık görülen iki durum

Şentürk, ruhsal travma sonrasında iki psikiyatrik durumun çok fazla gözlemlendiğine değinerek, bunlardan birinin Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bir diğerinin de depresyon olduğunu söyledi.

Bu belirtilere dikkat

Travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinden bahseden Şentürk, şu bilgileri paylaştı:

“En önemli belirtiler uykusuzluk, kabus görme, uyku bölünmeleri, uykuya dalamama, olayla ilgili anıların, seslerin rahatsız edici biçimde kişinin gözlerinin önüne gelmesi sayılabilir. Ayrıca belirtiler arasında kişinin sürekli olarak olayın tekrarlanacağı korkusunu hissetmesi ve bu nedenle tetikte ve diken üstünde hissetmesi, çok kolay irkilme, gerginlik, bunaltı hissi, çabuk sinirlenme, başkalarının kendisinin yaşadıklarına anlamadığını düşünme, bir nevi çevreye yabancılaşma ve olayı hatırlatan olaylardan huzursuz olma ve bu durumlardan kaçınma davranışlarını çok sık gözlemliyoruz.”

Şentürk, depresyonda yoğun bir mutsuzluk, karamsarlık, isteksizlik, keyifsizlik, hiçbir şeyden keyif almama, eskiden severek yaptığı şeylere ilgi duymama, geleceğe dair herhangi bir plan ve program yapmama, yoğun bir enerjisizlik hali, uyku ve iştah değişikliklerinin de çok sık gözlemlendiğini söyledi.

Depremi yaşayanların yüzde 20’si TSSB’ye yakalanıyor

Travma sonrası stres bozukluğunun uzun yıllar sürebilen ve ciddi iş gücü kaybına yol açabilen bir rahatsızlık olduğunu vurgulayan Şentürk, “Toplumda ruhsal travma yaşayan pek çok kişi olmasına karşın ancak bir kısmında travma sonrası stres bozukluğu gelişebiliyor. Yapılan çalışmalar depremi yaşayan insanların yüzde 20’sinin travma sonrası stres bozukluğuna yakalandığını gösteriyor. Bazı kişilerde bu duruma daha yatkınlık olabiliyor veya bazı kişiler bu duruma daha dayanıklı olabiliyor. Bizim için kimlerin travma sonrası stres bozukluğuna yakalanacağı ya da kimlerin daha uzun süre bu durumu yaşayacağını önceden bilmek çok kolay olmuyor ancak bununla ilgili birtakım sinyaller ve belirtiler bulunuyor.” dedi.

Kadınlar erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla yaşıyor

Şentürk, yapılan araştırmaların kadınlarda travma sonrası stres bozukluğunun erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla görüldüğünü ortaya koyduğunu dile getirerek, “Geçmişte farklı bir ruhsal travma yaşayanlar, geçmiş öyküsünde ruhsal hastalık geçirmiş olanlar, yakınlarında psikiyatrik rahatsızlık bulunan kişilerin travma sonrası stres bozukluğuna yakalanma ihtimalleri daha fazladır.” ifadelerini kullandı.

Önceden depreme yakalanmak travmanın şiddetini artırıyor

“Ruhsal travma ne kadar şiddetli yaşanmışsa etkileri de bir o kadar fazla ve uzun süreli oluyor” uyarısında bulunan Şentürk, “Örnek olarak depremde yakınını kaybeden bir kişi, kaybetmeyen bir kişiye göre ya da evi hasar gören kişi, evini kaybeden kişi bu durumları yaşamayan kişilere göre, en kötüsü de enkaz altında kalan kişi, kalmayan kişiye göre ruhsal travmayı daha şiddetli yaşayabildiği için travma sonrası stres bozukluğuna yatkınlığı daha fazla oluyor.” şeklinde konuştu.

Kaçınma davranışları gözlemleniyor

Şentürk, olayın olduğu yere gitmemek, olayın olmamış gibi yaşanmaya çalışılması gibi kaçınma davranışlarının travma sonrası stres bozukluğuna daha çok sebep olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Özellikle depremden sonra kişilerde evin içerisinde yalnız kalamama, sürekli bir yakınının yanında olması ihtiyacını hissetme, yakını evin dışına çıktığında kendisini çok huzursuz ve gergin hissetme, evin içine girmek istememe, akrabalarına gitme çok sık gözlemlediğimiz belirtiler arasında yer almaktadır.”

İlaç ve terapi yöntemleri uygulanıyor

Travma sonrası stres bozukluğu tedavisine ilişkin de değerlendirmede bulunan Şentürk, “Burada en önemli durum, kişinin travmadan ne derecede etkilendiğidir. Travmadan çok az etkilenen, hayatını eskisi gibi sürdürebilen kişilerde bilgilendirme genel olarak yeterli olmaktadır. Travmadan daha çok etkilenmiş, belirtileri yaşayan ancak işine devam edebilen kişilerde danışmanlık veya çok kısa süreli bir psikiyatrik tedavi yaklaşımı yeterli olabiliyor. Travmadan ciddi anlamda etkilenen ve ciddi belirtiler yaşayan ancak yine de işini iyi kötü sürdürebilen kişilere psikiyatrik tedaviyi öneriyoruz. Yine burada da danışmanlık önemli bir rol almaktadır.” dedi.

Depresyon eşlik ediyorsa ilaç tedavisi öneriliyor

Şentürk, travmadan ciddi anlamda etkilenen ve ağır belirtileri olan kişilere psikiyatrik tedavi önerildiğini belirterek, “TSSB belirtilerine depresyon da ekleniyorsa kesinlikle ilaç tedavisini öneriyoruz. İlaç tedavisinde daha çok antidepresan tedavisi uygulanıyor. Aynı zamanda birtakım anksiyolitik tedavileri de eklenebiliyor. İlaç tedavilerinin yanı sıra aynı zamanda terapilerin de etkili olduğunu biliyoruz. Özellikle bilişsel davranış terapi adını verdiğimiz terapi yöntemi bu sürecin daha kolay atlatılmasında kişilere yardımcı oluyor.” diye konuştu.

Hibya Haber Ajansı




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —