Ah şu gazetecilik
Şu Anamurda herkesin eder tutar yapar çatar hale geldiği gazetecilik var ya.
Tarih: 10.10.2018 08:57:19 / 811okunma / yorum
Mithat Ünal- KIRIK KALEM

Şu Anamurda herkesin eder tutar yapar çatar hale geldiği gazetecilik var ya. Yıllarca mesleğin içinse olanın, hakkında usta denilenin bile tıpkı aslanların arasında kalmış bir ceylanın pür dikkat olmaya mecbur olması gibi 24 saat uyanık ve dikkatli olmak zorunda. Kendisini avlayacak en büyük aslanın ise yine kendi nefsinin hırsı ve öfkesi olduğunu bilmek zorunda. Eğer öfkene yenilmişsen ve o öfkeyle kalemi eline almışsan vay haline. Yazdığın her satır senin felaketine giden yolun olur. Ama mesleğini, topluma verilen kutsal bir hizmet olduğunun bilinci ile hareket edersen de ulvi bir kutsallıktır. 

İşin bu yönü bir tarafa, bu meslekte, gazetecinin başından o kadar matrak şeyler geçiyor ki, ayen güler misin ağlar mısın cinsinden.
Kendiyaşadıklarımdan kesitlerle bazı örnekler aktaracağım.
Mesela; Gazeteciliğe başlamadan önce kareli bir defterim vardı.Oona bir şeyler karalar, okur sonra da rafa kaldırırdım.
İnşaatta demir bağlardım o zamanlar.

O zamanlar dediğim şunun şurasında 1992 yılları….
Neyse efendim, Gazipaşa´ya gitmiştim. Kardeşim orda ya 3 günlüğüne onu ziyaret işte. Ben ne bileyim oraya kök atıp bir de kız alacağıma…

Valla üç günlüğüne gittiydim.

Üç gün derken 3 yıl oldu. 3´te çocuk. Üniversite hayali ile bir taraftan inşaat demiri bağla diğer yandan derse çalış…
Üniversiteyi kazandın tercihini yap deseler ilk işim yine gazetecilikti de bir türlü olmadı.
Allah´ın takdiri işte bir gün yine demir bağlamak için çıktım inşaatın başına…

O gün, her gün geçtiğim Gazipaşa´nın içinden geçen ana yolu kullanmamıştım. Orayı kullansaydım. İnşaata çıkmadan görürdüm. O koca kuturlu okaliptüs ağaçlarının ağaç motoru ile yıkılıp lime lime doğrandığını.
Allah sizi inandırsın elimdeki pense bile isyan etti. Ayaklarım tutmaz oldu. O ağaçları o şekilde görünce. Bir an ne yapacağımı şaşırdım. Bütün duygularım, gözyaşlarımın arasında cam kırıklarından bakarcasına önüme dökülüyordu. O duygularımı bir yerlere sabitlemem gerekiyordu. Yazmalıydım. Derken kalıpları çizdiğimiz bir tebeşir yanında da eski püskü bir çimento kağıdı bir de kalem gördüm. Aldım elime aklıma ne geldiyse o güzelim ağaçları kesenlere… Kesenlere müsaade edenlere,  Kaymakamlık mı dersin, belediye mi kimse kim…?

Olur mu yaaa. O güzelim ağaçlar öyle doğranır mı? Nasıl vicdan bu…?

Bakın hala aklıma geldikçe sinirleniyorum.

Ne yazmışsam. O iş elbisemle gittim o zamanın Gazipaşa Ekspres Gazetesine verdim.

Ertesi günü Konuk Yazar adı altında çıktı mı yazı..

Seyret Gazipaşa da curcunayı. Soruşturma geçiren geçirene…
Hele hele Gazetenin kütüphaneye verilen nüshalarından bazıları Antalya Valiliği ve bakanlığa gidince asıl fırtına 15 gün sonra koptu. Gazetenin Patronu Emin Bey bana gazetenin Yazı İşleri Müdürlüğünü teklif edince de bizim rızkın bundan olduğu ortaya çıkmış oldu.

Belediye ağaçların yerine hemen yenisini dikti. Şimdikiler ise o zamandan kalanlar. Yani benim gazeteciliğimle onlarda büyüyor.
Şu hale bak sizlere günlük matrak işlerden bahsedecektim, yine okaliptüsler aklıma gelince kendimi tutamadım.

Yine de bir tane aktarayım muhabbeti gülerek kapatalım.
Alanya da çalıştığım günlerden bir gün, çalıştığım gazetenin sokağından ana yol çıktım. Çıkmamla trafik polisinin durdurması bir oldu.
Haklıydı. Çünkü trafiğe ters yönden giriyordum. O da görevini yapacak.

Ne plaka, ne fren, ne başımda kask, küçücük bir düğme ile çalışan bir motorla gelmiştim.

Çaresiz durdum.

Motoru çek kenara ve ehliyeti çıkar.

Yok abi.

Kask nerde?

Yok.

Sana bir dur dedim, 10 metre sürüklendin.
Fren…?

Yok valla.

Teli kırıldı.

İn bakalım.

Ben motordan  indim, polis bir kağıt çıkardı.

Sıralıyor.

O saatten sonra bir şey de denmez oldu.

Bir hesapladı ceza 90 lira.

Motoru buradan Hüseyin Abiden 12,5 liraya almıştım.

Memur bey dedim üzerimde para yok. Motoru 12,5 liraya almıştım ilk taksit olmaz mı?

“Sen motoru bırak cezayı halledersin.” Dedi ve motoru aldı.

Aldı almasına ama çalıştırması ne mümkün.

Ne yalan söyleyeyim ben de o küçük düğmeyi söylemedim.

Biraz kovaladı, baktı ki olacak değil, geri verdi motoru.

Bir daha olmasın. 15 gün içinde eksiklerini tamamla dedi ve bıraktı.

O sevinçle motoru çalıştırmamla gaza basmam bir olmuştu. Oldu olmasına ama kendimi bir kasanın içinde bulmam da bir oldu.

Meğer kavşakta bir kamyonet duruyormuş. Arka tampona vurduğum gibi kasanın içine düştüm. Motorun ön tekeri tampona sıkıştı.Tam şoför gaza basacak, üstten tavanı tıklattım.  Adam yandan kafayı çıkardı ve yüzüme bakarak sen ne zaman bindin demez mi?

Bellik ki o da matrak takılıyordu.
Ben kasadan inerken O da indi motoru kenara çektik ve her kes yoluna gitmişti.

Polisi merak etmeyin. İşin sonlarına doğru o da matrak takılıyordu. Kaldırıma oturmuş bize bakıp gülmekle meşguldü. 

Anahtar Kelimeler: gazetecilik
Yazarın Diğer Yazıları
Vizyon, Yeterlilik ve Aday Adayları (21 Eylül 2018 - Cuma)
Fuar, Kriz, Anamur ve Çevremiz (12 Eylül 2018 - Çarşamba)
Büyük Mutluluklar ve Küçük Ayrıntılar (05 Eylül 2018 - Çarşamba)
Bayramı Hak Etmek (24 Ağustos 2018 - Cuma)
Anamur İçin ise Evet (02 Ağustos 2018 - Perşembe)
Böyleyken Böyle Değil İşte (12 Temmuz 2018 - Perşembe)
24 Haziran Aritmetiği ve Yerel Seçim (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Anamur mu Tarsus mu, Yoksa İkisi de mi? (28 Haziran 2018 - Perşembe)
Ramazan Bayramı ve Saltanat (13 Haziran 2018 - Çarşamba)
Lütfen Siyasi Söylemlerde Birleştirici Olun (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Siyasi Söylem ve Üslup (26 Nisan 2018 - Perşembe)
Erken Seçim ve Anamur Siyaseti (18 Nisan 2018 - Çarşamba)
Emperyalistlerin Psiko-Tuzakları (28 Mart 2018 - Çarşamba)
Siyaset Şahsiyeti (06 Mart 2018 - Salı)
En Çok Kiminle Konuşuyoruz? (24 Ocak 2018 - Çarşamba)
Çocuklarda Var Bu Hayatta (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
Küçük Gerçeklerin Büyük Mutlulukları (14 Aralık 2017 - Perşembe)
İNSAN (30 Kasım 2017 - Perşembe)
Aynası İştir Kişinin Lafa Bakılmaz (14 Kasım 2017 - Salı)
Siyaset Kavga Değil Hizmet Zeminidir (04 Kasım 2017 - Cumartesi)
Fuar, Vitrin ve Anamur (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
Anamur da Fuarın Seyri ve Canan Hoca (11 Ekim 2017 - Çarşamba)
Anamur´un Vitrini Birliktelik ve Fuar (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
Dinimizdeki Sosyal Anlam Ve…. (29 Ağustos 2017 - Salı)
Muhammet´im Umut Verdi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Festival Amacına Böyle Ulaştı (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Okuyucularım En Vefalı Sizsiniz (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
DEMOKRASİ DUAMDIR (18 Temmuz 2017 - Salı)
Bayramı Hak Etmek (30 Haziran 2017 - Cuma)
Derya Gibi Öğretmen (27 Mayıs 2017 - Cumartesi)
Bir Haftada 4 Bayram… (02 Mayıs 2017 - Salı)
İçimizdeki Biz (23 Eylül 2016 - Cuma)
İşte Benim Milletim (08 Ağustos 2016 - Pazartesi)
En Büyük Darbe İftiradır (03 Ağustos 2016 - Çarşamba)
Kırmızı Gül…..Anamur (01 Mayıs 2016 - Pazar)
KADIN-ERKEK=İNSAN (07 Mart 2016 - Pazartesi)
Başkan Mehmet Türe ile Şehir Turu (29 Şubat 2016 - Pazartesi)
Yaşatmak ve öldürmek (26 Şubat 2016 - Cuma)
Ak Parti 1934 seçim sonuçları (20 Kasım 2015 - Cuma)
Festivale bir de bu gözden bakalım (01 Ağustos 2015 - Cumartesi)
Bu yazıyı yazmam gerekiyor (22 Temmuz 2015 - Çarşamba)
2015 seçimi Siyasi Partiler ve Reis-i Cumhur (06 Nisan 2015 - Pazartesi)
Ben ikna oldum (20 Mart 2015 - Cuma)
Domuz gribi kriz yönetimi ve paronaya (16 Mart 2015 - Pazartesi)
Aday Adayıma karışmayın lütfen (27 Şubat 2015 - Cuma)
Çocuktan al nasihati (15 Aralık 2014 - Pazartesi)
Meşakkatler ve fark edilmeyenler (02 Aralık 2014 - Salı)
ANAMUR VE BÖLGEMİZ FUARA SAHİP ÇIKTI (20 Kasım 2014 - Perşembe)
İYİ Kİ VARSIN BABA (31 Ekim 2014 - Cuma)
Diyarbakırdan Anamur’a (24 Ekim 2014 - Cuma)
BELKİ MERAK EDERSİNİZ DİYE (22 Ekim 2014 - Çarşamba)
Sayfa:
ANAMUR TV

ÇOK YAKINDA!

Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
DOLAR
5.6134
EURO
6.4316
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Mersin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:06 07:46 12:54 15:27 17:45 19:12