RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 05-05-2019 21:13   Güncelleme : 06-05-2019 14:22

Ramazan Boyunca Gerekli Bilgiler: Oruç Ve Yükümlülükleri

İslâm'ın beş esasından biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç: niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (yani imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsi ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.

Ramazan Boyunca Gerekli Bilgiler: Oruç Ve Yükümlülükleri

Hazırlayan: İlçe Müftüsü Zeynal Abidin Çınar
İslâm'ın beş esasından biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır. Oruç: niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (yani imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsi ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.
Oruç, bizi dünyada kötülüklerden sakındıran, ahirette cehennem ateşinden koruyan ve günahlarımızın bağışlanmasına vesile olan önemli bir ibadettir. Peygamberimiz şu müjdeyi veriyor: "Kim inanarak ve mükâfatım Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır. "(Buhari,Savm,7)
Orucun Faydaları Biz orucu herhangi bir menfaat düşüncesi ile değil, yalnız Allah'ın emrini yerine getirmek ve onun rızasını kazanmak için tutarız. Oruç, bu niyetle tutulduğu takdirde makbul olur. Ancak, Allah'ın her emrinde olduğu gibi oruç ibadetinde de birçok hikmetler, bizim için maddi ve manevi pek çok faydalar vardır.
Biz orucu Allah rızası için tutmakla beraber, bize sağladığı faydaları da bilmek ve değerlendirmek durumundayız.
a) Oruç, Ahlâkımızı Güzelleştirir
b) Oruç kötülüklerden Korur
c) Oruç, Merhamet Duygularım Geliştirir
e) Oruç, Nimetlerin Kıymetini Öğretir
d) Oruç Sağlığı Korur
f)Oruç, insana Sabırlı Olmayı Öğretir
Oruçludan Beklenenler
Oruç; Sadece yemeyi içmeyi bırakmak değil, aynı zamanda kötülüklerden de uzaklaşmaktır. Midemiz, yiyecek ve içeceklerden uzak kaldığı gibi, dilimiz yalandan, ellerimiz haram işlerden, gözlerimiz harama bakmaktan, kulaklarımız yalan ve dedikodu dinlemekten, ayaklarımız kötü işler peşinde koşmaktan uzaklaşarak oruçtan nasibini almalıdır. Oruçludan beklenen budur. Orucun Mükâfatı Lütfü ve ihsanı sonsuz olan yüce Allah, kullarının ibadetlerine, yaptıkları iyiliklere bire ondan yedi yüz katma kadar mükâfat vereceğini bildirdiği halde, bir kudsî hadiste: "Oruç benim içindir, onun mükâfatını ben veririm." (Buhari,Savm,9;Müslim Sıyam,30) buyurarak oruca ayrı bir önem vermiş, dolayısıyla mükâfatının çok daha fazla olacağına işaret etmiştir.
Oruç Kimlere Farzdır?
Bir kimseye orucun farz olması için kendisinde üç şartın bulunması gerekir.
Bunlar;
1. Müslüman olmak,
2. Akıllı olmak,
3. Ergenlik çağına gelmiş bulunmak….
Bu şartlar kendisinde bulunduğu halde, oruç tutamayacak derecede hasta olanlar ile yolcu olanlar, oruç tutmayabilirler. Hastalar iyileşince, yolcular da memleketlerine dönünce tutamadıkları günlerin orucunu kaza ederler. Ergenlik çağına gelmeyen çocuklara oruç tutmak farz değildir. Ancak bünyelerine zarar vermeyecek şekilde çocukları da yavaş yavaş oruç tutmaya alıştırmak uygun olur. Lohusa olan kadınlarla âdet gören kadınlar bu hallerinin devam ettiği günlerde oruç tutamaz, namaz kılamazlar. Bu sebeple Ramazan ayında tutamadıkları oruçları Ramazandan sonra uygun bir zamanda kaza ederler, yani gününe gün tutarlar. Kılamadıkları namazları ise kaza etmezler.
Oruç Çeşitleri
Beş çeşit oruç vardır
1-Farz Olan Oruçlar: Ramazan ayında oruç tutmak. Ramazanda tutulamayan orucu başka günlerde kaza etmek ve keffaret oruçları farzdır.
2-Vacip Olan Oruçlar: Adak oruçları ile, bozulan nafile oruçları kaza etmek vaciptir.
3-Sünnet Olan Oruçlar: Muharrem ayının dokuzuncu gününü onuncu günü ile veya onuncu gününü onbirinci günü ile beraber oruç tutmak sünnettir.
4-Müstehab Olan Oruçlar: Kamerî ayların onüç. ondört ve onbeşinci günleri ile haftanın Pazartesi ve Perşembe günleri ve Ramazandan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehabdır.
5- Mekruh Olan Oruçlar: Mekruh olan oruçlar iki kısımdır:
a) Tenzihen mekruh olan oruçlar: Muharrem ayının sadece onuncu günü ile yalnız Cuma ve yalnız Cumartesi günlerinde oruç tutmak, akşamdan iftar etmeyerek bir günün orucunu ertesi güne birleştirmek mekruh olduğu gibi,kişiyi zayıf düşürmesi ve orucu âdet haline getireceği için senenin tamamını oruç tutmak da mekruhtur.
b) Tahrîmen mekruh olan oruçlar: Ramazan bayramının birinci günü ile kurban bayramının dört günü oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Bu günler. Allah'ın kullarına birer ziyafet günleridir. Oruç tutarak Allah'ın ziyafetinden kaçmak doğru değildir.
Oruca Ne Zaman ve Nasıl Niyet Edilir?
 Orucun önemli bir şartı da niyettir. Niyetsiz oruç sahih değildir. Bu sebeple; niyetin ne zaman ve nasıl yapılacağının bilinmesi gerekir. Ramazan ayında tutulan oruca geceleyin imsak vaktinden önce niyet edilebileceği gibi, gündüz kuşluk vaktine kadar da niyet edilebilir. İmsaktan önce niyet etmek daha faziletlidir. "Niyet Ettim Allah rızası için Ramazan-ı Şerif orucunu tutmaya" diye söylemelidir. Her günün orucuna ayrı niyet etmek lâzımdır. Sahur ve İftarın Fazileti Sahurda kalkıp yemek müstehabdır. Peygamberimiz: "Sahurda yemek yeyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır." (Buhari,Savm,20;Müslim,Sıyam,9) buyurmuştur.
Sahur Yemeği, Oruca Dayanma Gücü Verir
Oruçlu sahura kalktığı zaman, dilekleri için dua etmeli ve Allah’tan günahlarının bağışlanmasını istemelidir. Oruç ibadetini tamamlayıp iftar vaktine yetişen kimse, bundan büyük bir mutluluk ve sevinç duyar. Tuttuğu orucun mükâfatını almak üzere, kıyamet gününde Allah'ın huzuruna vardığı zaman en büyük sevinci tadacaktır.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Oruçlunun iki sevinci vardır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah'a kavuştuğu zamandır." (Müslim, Sıyam, 30) İftar vakti yapılan dualar kabul edilir.
Peygamberimiz (S.A.V) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Üç kimsenin duası geri çevrilmez, kabul edilir: 1-Oruçlunun iftar vaktindeki duası,
2-Adaletli hükümdarın duası,
3-Mazlumun duası." (İbn Mace,Sıyam,48)
Ramazan Orucunu Başka Zamanda Tutmayı Mubah Kılan Özürler Özürsüz olarak Ramazan ayında oruç tutmamak hem günahtır, hem de cezası vardır. Ancak bir kimse şu durumlarda Ramazan orucunu tutmayabilir veya başlamış olduğu orucu bozabilir. Ancak sonradan ilk fırsatta tutamadığı oruçları kaza etmesi gerekir.
1. Hastalık
 2-Yolculuk
 3-Tehdit edilmek
 4-Gebe ve Emzikli Olmak
 5-Şiddetli Açlık ve Susuzluk
6-Yaşlılık ve Düşkünlük
 Fidye Oruç tutmaya gücü yetmeyen düşkün ve yaşlı kimseler ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, Ramazan ayının her günü için birer fidye verirler. Fidyenin tutarı aynen fitre kadardır. Bu fidyeler Ramazanın başlangıcında verilebileceği gibi. Ramazanın içinde veya sonunda da verilebilir. İsterse fidyenin hepsini bir fakire topluca verir, ayrı ayrı fakirlere de verebilir. Bu durumda olan kimseler, fidye vermeye gücü yetmiyorsa Allah'tan bağışlanmalarını isterler. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar eğer ileride tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile bağış sayılır. Kaza ve Keffaret
Kaza: Bozulan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktır.
Keffaret: Bozulan bir gün orucun yerine iki kamerî ay veya altmış gün peş peşe oruç tutmak demektir. Ayrıca bozulan orucun da kaza edilmesi gerekir. Keffaret sadece Ramazan ayında tutulan orucun mazeretsiz bile bile bozulmasının cezasıdır. Diğer oruçların bozulması halinde yalnız kaza, yani gününe gün oruç tutmak yeterli olur.
Orucu Bozan Şeyler
Ramazan orucunu bozan bazı şeyler hem kaza hem de keffareti, bazı şeyler ise sadece kazayı gerektirir.
Orucu Bozup Kaza ve Keffareti Gerektiren Şeyler
1.Mazeretsiz, oruçlu olduğunu bilerek bir şeyi yemek ve içmek,
2.Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak.
3.Ağzına giren yağmur,kar ve doluyu kendi isteğiyle yutmak.
4.Sigara içmek, ödağacı veya anber ile tütsülenip dumanını içeri çekmek.
5.Enfiye çekmek.
6.Buğday ve arpa tanesi yutmak.
7.Dışarıdan bir susam tanesi kadar bir şeyi alıp yutmak.
8.Yenmesi alışılmış olan çamur,kil ve kömür gibi şeyleri yemek,(bazı kimseler bunu severek yerler.) 9.Az miktarda tuz yemek.
10.Karısının veya sevdiği bir kimsenin tükürüğünü yutmak.(Bundan zevk aldığı için kaza ve keffaret gerekir. Başkasının tükürüğünden iğrenileceği için bundan keffaret gerekmez.)
11.Kan aldırdıktan veya sadece karısını öptükten sonra orucu bozulduğu kanaatiyle bile bile orucunu bozmak. Ramazan ayında mazereti olmadığı halde oruç tutmayan müslüman büyük günah işlemiş olur. Allaha tövbe etmesi ve tutmadığı oruçları kaza etmesi gerekir.
Keffareti Düşüren Şeyler
 Keffareti gerektiren bir şeyi yaparak orucunu bozan kimse, aynı gün oruç tutamayacak derecede hastalanır veya kadın ay hal i yahut da lohusa olursa keffaret düşer, yani keffaret orucu tutması gerekmez. Ancak hastalığın kendi isteği dışında olması şarttır. Kendisi kasten hastalığa sebep olursa keffaret düşmediği gibi sefer mesafesinde bir yolculuğa çıkması ile de düşmez.
Orucu Bozup, Yalnız Kazayı Gerektiren Şeyler
1.Un, hamur, bir defada çok miktarda tuz ve zeytin çekirdeği gibi yenilmesi ya da yutulması mutat olmayan şeyleri yemek veya yutmak.
2.Taş, toprak, demir, altın ve gümüş gibi şeyleri yutmak.
3.İçi olmayan ceviz ve badem yutmak.
4.Boğazına kaçan kar veya yağmuru kendi isteği olmayarak yutmak,
5.Başkasının zorlaması ile orucu bozmak.
6.Dişleri arasında nohut tanesi kadar kalan yemek kırıntısını yutmak.
7.Abdest esnasında ağzına ve burnuna su alırken kendi elinde olmayarak boğazına su kaçması, 8.Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulduğunu zannederek yiyipiçmek,
9.Kendi isteği ile ağız dolusu kusmak. 10.Kendi isteği ile içine veya genzine duman çekmek. Kendi isteği ile olmazsa oruç bozulmaz, (İçeri çekilen duman sigara dumanı olursa keffaret gerekir.) 11.Güneş batmadığı halde,battı zannederek iftar etmek,
12.İmsak vakti geçtiği halde daha vakit vardır zannederek yemek ve içmek,
13.Cinsel ilişki dışında kadına dokunmak veya öpmek sonucu boşalmak,
14 . Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak,
15.Misafir iken oruca başlayıp ikamete niyet ettikten sonra yemek,
16.Mukim iken oruca başlayıp sefer mesafesi yolculuğa niyet ederek bulunduğu yerin sınırlarını geçtikten sonra orucu bozmak.
Orucu Bozmayan Şeyler
1.Oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmak. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, (sakın) bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir" (Buhari, Savm, 7) Unutarak yiyip içerken oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzını boşaltıp yıkar ve oruca devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra boğazından aşağıya bir şey geçerse orucu bozulur. Bir kimse unutarak yiyen bir oruçluyu gördüğünde eğer güçlü kuvvetli olup. oruca dayanabilen bir kişi ise, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatır. Zayıf ve güçsüz bir kişi ise hatırlatmaz.
2.Bir suya dalıp kulağına su kaçmak.
3.Kendi isteği olmayarak boğazına toz ve duman girmek.
4.Kendi isteği olmayarak kusmak.
5.Kendiliğinden içeriden gelen kusuntunun yine kendiliğinden içeriye gitmesi.
6.Uyurken ihtilam olmak.
7.Dokunma ve öpme olmadan sadece bakmak veya düşünmek sebebiyle boşalmak.
8.Eşini öpmek.
9.Geceleyin cünüp olan kimsenin sabaha kadar yıkanmayıp gündüz yıkanması.
10.Dişleri arasında sahur yemeğinden kalan ve nohut miktarından az olan kırıntıyı yutmak. 11.Ağzındaki tükrüğü yutmak.
12.Ağzına gelen balgamı yutmak.
13.Kafasından burnuna gelen akıntıyı içine çekip yutmak.
14.Ağzına aldığı meselâ, dişine koyduğu ilâcın tadını boğazda hissetmek.
15.Gözlerine sürme çekmek. Bu saydığımız şeylerin hiçbirisi orucu bozmaz.
Orucu Bozan ve Bozmayan Muayene ve Tedavi Yöntemleri
a) Astım hastalarının kullandığı sprey Akciğer hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az bir miktar ağza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı ağız ve nefes boruları cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktann kalıp tükrük ile mideye ulaştığı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Ayrıca, misvaktan bazı kırıntıların ve kimyevi maddelerin mideye ulaşması kaçınılmaz olduğu halde. Hz. Peygamber'in oruçlu iken misvak kullandığı, sahih hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buharı, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29).
Diğer taraftan, "kesin olarak bilinen, şüphe ile bozulmaz" kaidesi gereğince, mideye ulaşıp ulaşmadığı konusunda şüphe bulunan bu şeyle oruç bozulmaz. Bu itibarla astımlı hastaların, sağlığı oruç tutmalarına uygun olup başka bir hastalıkları da yoksa, rahat nefes almalarını sağlamak amacıyla ağza püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.
Göz damlası
Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar olarak çok az (1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır.
Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz damlası orucu bozmaz.
Burun damlası
Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0.06 cm3 tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte, çok az bir kısmı mideye ulaşmaktadır. Bu da mazmazada olduğu gibi ma'fuv kapsamında değerlendirilebilir.
Dil altı
Bazı kalp rahatsızlıklarında dil altına konulan ilaç, doğrudan ağız dokusu tarafından emilip kana karışarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç ağız içinde emilip yok olduğundan mideye bir şey ulaşmamaktadır. Bu itibarla, dil altı kullanmak orucu bozmaz.
Endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek
Midedeki hastalığı tespit amacıyla mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide, ağız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır.
Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla, bağırsak içini görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide, hemen daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla cihaz içinden su verilmektedir.
Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak
Makat veya ferçten ultrason çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çoğunlukla cihaz içinden su verildiği için oruç bozulur. Ancak söz konusu işlemlerde cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek orucu bozmaz. İdrar kanalının görüntülenmesi, kanala ilaç akıtılması İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz.
Anestezi
Acı ileten sinir yolları üzerinde iletimin değişik seviyelerde engellenmesi anestezi oluşturmaktadır. Lokal, bölgesel ve genel anestezi olmak üzere, üç türlü anestezi vardır. Küçük ameliyatlarda ameliyat bölgesinin yakın evresine iletimi engelleyen ilaçların verilmesi ile oluşan anesteziye lokal anestezi denir. Vücudun daha geniş bölgeleri, örneğin belden aşağısı veya bir yansı iletimin omurilik düzeyinde engellenmesi için omuriliğe veya omuriliğe varmadan geniş bir sinir grubunun oluşturduğu bağlantı yerleri üzerine ilaç verilerek oluşturulan anesteziye bölgesel anestezi denir. Hastanın uyutulup ağrının duyulması beyin düzeyinde engellenirse bu tür anesteziye genel anestezi denir. Anestezi, nefes yolu veya iğne ile vücuda ilaç verilerek oluşturulmaktadır. Nefes yolu veya iğne ile yapılan anestezi, mideye ulaşmadığı gibi, yeme-içme anlamı da taşımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık işlem süresince serum vermek suretiyle sağlanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel değildir. Bölgesel ve genel anestezide serum verildiği için oruç bozulur.
Kulak damlası ve kulağın yıkattırılması
Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile. kulağa damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için. ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi. Bu miktar oruçta affedilmiştir. Ancak kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulaşması mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulaşması halinde oruç bozulur.
Fitil kullanmak, lavman yaptırmak
Ağrı kesici, ateş düşürücü olarak veya diğer bazı amaçlarla makattan,  mantar ve bazı kadın hastalıklarının tedavisinde ferçten fitil kullanılmaktadır. Lavman, tıbbî operasyon öncesi veya kabızlıkta kalın bağırsak da bulunan dışkının, anüsten içeriye, sıvı verilerek dışarı çıkarılmasıdır. Sindirim sistemi, ağızla başlayıp anüsle sona eren. sindirim borusu ile sindirim bezlerinden oluşur. Sindirim borusu ise, ağızla başlar. Ağzın gerisinde yutak bulunur. Sonra yemek borusu, mide, İnce bağırsak, kalın bağırsak, rektum ve anüs gelir. Sindirim ince bağırsaklarda tamamlanmaktadır. Kalın bağırsaklarda ise, sadece su glikoz ve bazı tuzlar emilmektedir. Kadının ferci ile sindirim sistemleri arasında ise bir bağlantı bulunmamaktadır.
Bu itibarla kadınların tercinden kullanılan fitiller, orucu bozmaz. Makattan kullanılan fitiller ise her ne kadar sindirim sistemine dahil olmakta ise de, sindirim ince bağırsaklarda tamamlandığı, fitillerde gıda verme özelliği bulunmadığı ve makattan fitil almak yemek ve içmek anlamına gelmediği için, orucu bozmaz. Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın bağırsaklarda s,  glikoz ve bazı tuzlar emildiği için, gıda içeren sıvının bağırsaklara verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek şekilde verilen suyun bağırsakta kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bağırsaklara verilmesinden sonra bekletilmeyip bağırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte bağırsaklarda bulunan dışkının dışarıya çıkarıldığı ve bu esnada emilen su da çok az olduğu için oruç bozulmaz.
İğne yaptırmak
Hastaya serum ve kan vermek İğnenin orucu bozup bozmayacağı. kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı hükme tabidir. Diyaliz Böbrek yetmezliği hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz olmak üzere iki çeşittir. Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon aracılığı ile hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut dışında bir makine yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi işlemidir. Kan bir iğne aracılığı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinesi, diyalizör denen bir filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen temiz kan ikinci bir iğne ile hastanın damarına geri verilir. Bu işlem yapılırken bazen, gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi verilmeden gerçekleştirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diğer diyaliz çeşitlerinde ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildiği için oruç bozulur.
Anjiyo yaptırmak
Halk arasında anjiyo olarak bilinen operasyon, teşhise yönelik (anjiyografi) ve tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale gelmesini sağlayan ve kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar görüntülenerek damar hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik yöntemi anjiyoplastidir. Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar açılması için yapılır.
Bu bilgiler ışığında gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadığından, oruç bozulmaz.
Biyopsi yaptırmak
Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi), orucu bozmaz. Kan vermek İslâm bilginleri Kan vermenin orucu bozup bozmayacağı konusunda. Hz. Peygamber'in oruçlu iken hacamat olduğuna dair rivayeti (Buhârî, Savm, 32; Ebû Dâvûd, Siyam, 29) esas alarak kan vermenin orucu bozmayacağını söylemişlerdir. Bu itibarla, oruçlu iken kan vermek orucu bozmaz. Merhem ve ilaçlı bant Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz.
Oruçluya Mekruh Olan Şeyler
1.Bir şey tatmak.
2. Gereksiz olarak bir şey çiğnemek.
3.Kendine güveni olmayan kimsenin hanımını öpmesi ve kucaklaması.
4.Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak.
5.Kan aldırmak veya ağır bir işte çalışmak gibi kendisini zayıf düşüreceğine kanaat getirdiği bir iş yapmak.
Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler
1.Gül ve misk gibi şeyleri koklamak.
2.Gözüne sürme çekmek.
3.Kendisinden emin olmak kaydıyla hanımını öpmek.
4.Misvak kullanmak, dişlerini fırçalamak.
5.'Ağzına su alıp çalkalamak.
6.Burnuna su çekmek.
7.Serinlenmek için yıkanmak.
Oruçluya Şunlar Müstehaptır:
1.Sahura kalkıp yemek.
2.Sahur yemeğini biraz geç yemek. Yemeği şüpheli bir vakte kadar geciktirmek ise mekruhtur. 3.Güneş battığı iyice anlaşıldıktan sonra iftarda acele etmek. İftarı namazdan önce yapmak da müstehaptır.
İftarda şu duayı okumak sünnettir:
 "Allâhümme leke sumtü ve bike âmentii ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme’lğadi min şehri Ramazane neveytü, feğfirlî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü."
Anlamı: "Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım ve sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açtım ve Ramazan ayının yarınki orucuna da niyet ettim. Benim geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla!"
Oruçla İlgili Çeşitli Hükümler Unutarak yiyip içen veya oruçlu iken kusan bir kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içse kaza lâzım gelir. Fakat kusmakla orucunun bozulmadığını bildiği halde yer ve içerse kendisine hem kaza hem de keffaret gerekir. Gündüz ihtilam olanın durumu da böyledir. Ramazanda gündüzleyin uyurken cünüp olan kimse, orucunun bozulduğunu zannederek yiyip içse bundan dolayı orucun kaza edilmesi lâzımdır.
İhtilâm olmanın orucu bozmadığını bildiği halde kasten yerse, kendisine kaza ve keffaret gerekir. Bir kadın Ramazanda (henüz ay hali olmadan) ayhali günümdür diyerek orucunu bozsa ve o gün ayhali olmasa, eğer o günün orucuna niyet etmemiş ise kendisine kaza lâzım gelir. Eğer niyet edip oruca başladıktan sonra bozmuşsa kaza ve keffaret gerekir.
Dişler arasından çıkıp tükrüğe karışan kan.
Tükrükten fazla veya tükrüğe eşit olup yutulursa orucu bozar. Tükrükten az ise bozmaz. Dişlerini fırçalayan kimse, orucunun bozulduğunu zannederek bile bile yiyip içse kendisine keffaret gerekir.
Abdest esnasında ağzına su alırken…
Abdest esnasında ağzına su alırken elinde olmayarak boğazına su kaçsa, eğer oruçlu olduğu hatırında ise orucu bozulur ve kazası gerekir. Eğer o esnada oruçlu olduğu hatırında değilse orucu bozulmaz. Mukim olan (misafir olmayan) bir kimse, geceleyin niyet edip oruca başladıktan sonra gündüz sefer mesafesi yolculuğa çıksa bile o günün orucunu tutması gerekir. Yola çıktıktan sonra orucunu bozduğu takdirde kaza lâzım gelir. Yola çıkıp oturduğu yerleşim yerinin sınırlarını geçmeden orucunu bozarsa, kendisine keffaret gerekir.
Misafir olan bir kimse, niyet edip oruca başladıktan sonra gündüz daha yolculuğu bitmeden veya yolculuğu sona erip memleketine döndükten sonra orucunu bozsa kendine kaza lâzım gelir. Ramazan ayından oruç borcu olan bir kimse, bunları kaza etmeden öbür Ramazan gelse evvelâ Ramazan orucunu tutar, sonra önceki Ramazandan kalan borçlarını tutar. Ramazan orucunu kaza ederken, bu oruçları isterse peşpeşe, isterse aralıklı olarak tutar. Borçlarını bir an önce ödemesi bakımından peşpeşe tutması daha iyidir. Bir kadın, oruçlu olduğu günde ayhali veya lohusa olsa, o günün orucunu kaza etmesi gerekir. Bir kimse hasta olduğu için Ramazanda orucunu bozsa ve iyileşmeden ölse, kendisine bir şey gerekmez.
Abdestten sonra ağızda kalan yaşlık, orucu bozmaz. Konuşurken tükürükle ıslanan dudaklanrdaki tükrüğü yutmakla oruç bozulmaz. Ramazanda bayılan bir kimse, baygınlığı bir kaç gün devam ettiği takdirde, bayıldığı günü kaza etmez, çünkü niyet ederek o günün orucuna başlamıştır.
Ondan sonraki günleri kaza eder. Nafile olarak tutulan orucu özürsüz olarak bozmak mekruhtur. Herhangi bir sebeple bozulan nafile orucun kaza edilmesi gerekir. Başlanan keffaret orucu bitmeden Ramazan ayı girerse, keffaretin yeniden tutulması gerekir. İtikâf İtikâf: niyet ederek bir camide durmak demektir.
Ramazanın Son on günü…
Ramazanın son on gününde itikâf, kifâye olarak sünnet-i müekkede'dir. Cemaatten biri itikâfa girince bu görev diğerlerinden düşmüş olur. İtikâfın şartları; niyet etmek, oruçlu olmak, itikâfı beş vakit cemaatle namaz kılınan camide yapmak ve kadının ayhali ve lohusa halinde olmamasıdır. Kadın, camide değil, evinde namaz kıldığı odada itikâf yapar.
İtikâfın Adabı
1.Camilerin en çok cemaati olanında ve Ramazanın son on gününde itikâfa girmek.
2.İtikâf esnasında boş şeyler konuşmamak, Kur'an, hadis-i şerif. Peygamberlerin hayatına ait kitaplar okumak.
3.Temiz elbise giymek, güzel koku sürünmek. İtikâfa giren kimse camide yer. içer, uyur ve lâzım olan şeyleri camide alır. Bunlar için dışarı çıkarsa itikâfı bozulur. Tuvalete gitmek, abdest almak ve gerekli ise gusûl yapmak gibi tabiî ihtiyaçları için camiden dışarı çıkar. Cuma namazı aynı yerde değil de başka yerde kılmıyorsa, cuma için bulunduğu yerden çıkıp oraya gidebilir. Cenaze namazı için dışarı çıkamaz. Kendisine ve malına bir zarar geleceği korkusu ile ve zorla camiden çıkarılması durumunda başka bir camiye geçmek üzere camiden çıkabilir. Bu zorunlu haller dışında camiden çıkarsa itikâfı bozulur. İtikâfda olan kimsenin eşi ile cinsel ilişkide bulunması itikâfı bozduğu gibi dokunmak ve öpmekle bir boşalma olursa yine bozulur. İhtilâm olmak (uyku halinde cünüplük meydana gelmesi) itikâfı bozmaz. İhlas ile itikâf yapan mü'min, bir süre dünya işlerinden ayrılarak Allah'a yönelir. Düşmanı olan şeytanın şerrinden en sağlam kaleye sığınmış, Allah'ın evi olan camide onun sonsuz rahmetine iltica etmiş olur.
Bu durumda olan bir mü'min, Allah'ın evinde onun misafiridir. Ev sahibine lâyık olan da misafirine ikramda bulunmaktır. Peygamber Efendimiz, vefat edinceye kadar Ramazanın son on günü itikâfa devam etmişlerdir. FİTRE (Fıtır Sadakası) Borcundan aslî ihtiyaçlarından başka nisap miktarı malı veya onun değerinde parası olan müslümanın fıtır sadakası vermesi vaciptir. Buna kısaca "Fitre" denir. Fıtır sadakasının vacip olması için zekâtta olduğu gibi malın üzerinden bir yıl geçmesi ve artıcı nitelikte olması şart değildir.
Fitre  
Ramazan ayında fakirlere verilen bir sadakadır. Bayramdan önce verilmesi iyidir. Bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Dini ölçülere göre zengin olan kimsenin, hem kendisinin, hem de ergenlik çağına gelmemiş olan çocuklarının fitrelerini vermesi vaciptir. Fakir olan çocuğun babası ölmüş veya fakir ise babasının babası torununun fitresini verir. Bir kimse karısının ve büyük çocuklarının fitresini vermekle mükellef değildir. Bunlar zengin iseler fitrelerini kendilerinin vermesi lâzımdır. Karısının ve aile içindeki büyük çocuklarının fitrelerini onların izni olmadan verebilir. Aile içinde olmayan büyük çocukların fitrelerini ise onların izni ile verebilir. Bir kimse babasının ve anasının fitrelerini vermekle yükümlü değildir.
Fitre Şu Dört Cins Yiyecek Maddesinden Aşağıdaki Miktarlarda Verilir:
Cinsi: Miktarı: 1.Buğday 1460 Gram
2.Arpa 2920 Gram
3.Kuru Üzüm 2920 Gram
4.Hurma 2920 Gram
Bu gıda maddelerinin kendileri verilebileceği gibi. para olarak değerleri de verilir. Hangisi fakirin yararına ise onu vermek daha uygundur. (Belirtilen ölçüler fitrenin en az miktarlarıdır. Bundan daha azı fitre olarak verilmez. Fitrenin çoğu için bir sınır yoktur. Yani belirtilen miktarlardan daha fazlası da verilebilir. Malî durumu iyi olanların fitrelerini bu miktarlardan fazla olarak vermeleri tavsiye olunur. ) Bir fitre yalnız bir fakire verilir, ikiye bölünmez. Bir fakire birden fazla fitre verilebilir. Fitre niyet edilerek verilir. Ancak bunun fitre olduğunu fakire söylemek gerekmez, içinden niyet etmesi yeterlidir.
Zekât kimlere verilirse, fitre de onlara verilir. Bir özürden dolayı Ramazanda oruç tutmayanlar da. nisap miktarı mal veya paraya sahip iseler fitrelerini vermekle yükümlüdürler. Varlıklı müslümanlar fitre vermek suretiyle fakirlere bayram sevincini tattırırlar. Böylece, hem borcunu ödemiş hem de sevap kazanmış olurlar. Fitre vermek, orucun kabul edilmesine, ölümün şiddetinden ve kabir azabından kurtulmaya vesile olur…..

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANTSO KKTC GALERİ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Bozyazı Fotoğrafçılık
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA